VAKTİ ZAMANINDA NEREDEYDİNİZ?
Bir toplumun ahlakı bir gecede bozulmaz. Kültür bir günde yozlaşmaz. Değerler de bir sabah ansızın yok olmaz. Bazen yıllar boyunca küçük küçük normalleştirilen şeyler, bir gün karşımıza büyük bir toplumsal sorun olarak çıkar.Şimdilerde olduğu gibi…
Bugün gençlerin dininden, ahlakından, namusundan, kültüründen şikayet edenlerin sesleri oldukça yüksek. “Nereye gidiyoruz?”, “Gençlik elden gidiyor”, “Ahlak kalmadı” deniliyor. Peki, gerçekten bugün geldiğimiz noktaya sadece gençler mi getirdi bizi? Biraz geçmişe dönüp kendimize dürüstçe bakalım.
Geçmişte de cinsellik ve erotizm çağrışımı taşıyan türküler, şarkılar vardı. Bayıra karşı yatır beni gibi onlarca adını söylemeye utandığım şarkı sözleri; yıllarca düğünlerde, eğlencelerde, aile toplantılarında söylendi. Büyüklerimiz bu ezgiler eşliğinde ailece halay çekti, göbek attı, güldü, eğlendi. Kontrolsüz bir şekilde sözleri bilmediğimiz yabancı dilde şarkılar dinlendi, dans edildi.O günlerde kimse Bu sözler çocukların zihnini nasıl etkiler? diye sormadı.
Çocuklar dinledi, gençler dinledi, aileler hep birlikte eğlendi.Şimdi ise aynı toplumun bazı kesimleri dönüp gençlere parmak sallıyor.
Ahlak elden gidiyor! Ayrıca ahlak zaten elden gitti!
İşte insanın burada sorması gereken çok basit bir soru var.
Vakti zamanında neredeydiniz?
Elbette geçmişteki her türküyü bugünün ölçüleriyle yargılamak doğru değildir. Kültürün, mizahın ve halk edebiyatının kendi dönemi içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Fakat asıl mesele birkaç türküden ibaret de değildir. Mesele, toplumun yıllarca neyi normal kabul ettiği ve çocuklarına hangi mesajları verdiğidir. Bugünün gençlerini yalnızca suçlamak kolaydır. Zor olan, aynaya bakıp Biz nerede hata yaptık? diyebilmektir.
Bir gencin ahlakını yalnızca telefonundaki içerik, dinlediği müzik veya izlediği video belirlemez. Onu ailesi, okulu, çevresi, medyası ve içinde büyüdüğü toplum şekillendirir. Eğer bugün gençlerin yanlış yönlendirildiğini düşünüyorsak, önce onları yetiştiren dünyanın, bizlerin sorumluluğunu konuşmalıyız.
Ahlak, başkalarının hayatına bağırarak, kınayarak, suçlayarak savunulmaz. Kültür, geçmişi inkar ederek, görmezden gelerek, anı gibi anlatarak korunmaz. Namus, yalnızca gençlere hatırlatılan bir kavram değildir.
Bugünün gençlerine kızmadan önce dünün büyüklerine de birkaç soru sormamız gerekiyor:
Biz neyi alkışladık?
Neyi normalleştirdik?
Neye sustuk?
Ve en önemlisi, şimdi şikayet ettiğimiz bu toplumun temelleri atılırken biz neredeydik?
Belki de artık gençleri suçlamak yerine onlara doğruyu anlatmanın, geçmişimizle yüzleşmenin ve hep birlikte daha sağlıklı bir toplum kurmanın zamanı gelmiştir.Çünkü bir toplumun geleceği, yalnızca gençlerin elinde değildir.O geleceği gençlere bırakan büyüklerin de sorumluluğu vardır.
Artık birbirimize Nerede yanlış yaptık? diye sormanın değil,
Bundan sonra neyi doğru yapacağız? demenin zamanı!