EĞİTİM ÜZERİNE BİR KELAM
Geçtiğimiz günlerde değerli yazarımız Şükrü Dolaş'ın kaleme aldığı o kıymetli yazıdan ilhamla, ben de eğitim üzerine bir gönül notu düşmek istedim... Aslında gönül çok şey söylemek ister ama bazen söylediklerimizle kalıyoruz. Keşke imkan verilse de bizler de sisteme dahil olup tecrübeyle edindiğimiz, gördüğümüz eksikleri düzeltip daha aydınlık bir gelecek için taşın altına elimizi koyabilseydik.Eğitim üzerine yürütülen tartışmaları, atılan çığlıkları ve o haklı isyanları yüreğimde derin bir sızıyla takip ediyorum. Eğitim, sadece dört duvar arasına sıkıştırılmış bir müfredat değil, o bir milletin ruhunu, geleceğini ve evlatlarının gözlerindeki o masum parıltıyı koruma kavgasıdır.
Peki, biz neyi arıyoruz? Kendi çocukluğumuzdan bugüne, aslında tek bir hayalimiz vardı. Bizden sonra gelenlerin bizden daha iyi, daha bilgili ve daha mutlu olması. Ancak bugün geldiğimiz noktada, çocuklarımızı birer istatistik ya da siyasi figür olarak görme yanlışına düşüyoruz. Oysa eğitimde fırsat eşitliği bir lüks değil, bu ülkenin her bir evladının hakkıdır. Şehrin merkezindeki bir çocuk ile en ücra köydeki bir yavrumuzun, hayallerine ulaşırken geçeceği yolların asfaltı aynı düzgünlükte olmalıdır.
Bölgemizin bereketli toprakları, dağları, ovaları bize aslında bir gerçeği fısıldıyor.Hayat, sadece masa başında öğrenilmez. Coğrafyamızın sunduğu imkanlara göre meslek liseleri açmak, toprağı sevene tarımı, hayvanla iç içe olana modern hayvancılığı öğretmek, o çocuğun kaderini akademik başarı sığlığına hapsetmekten çok daha onurlu ve gerçekçidir. Her çocuk profesör olmak zorunda değil, ama her çocuk elindeki işin uzmanı, üreticisi ve o vatanın gönüllü bir mimarı olabilir. Akademik yolu daha zayıf olan evlatlarımızı kaybedilmiş gibi görmek yerine, onları bu toprakların yarınına bilinçli birer üretici olarak hazırlamak, işte asıl liyakat budur.
Fakat tüm bunlardan önce, eğitim dediğimiz o büyük binanın temelini İnsan Olmak üzerine kurmalıyız.
Çocuklarımıza önce nasıl iyi insan olunacağını, komşusunun derdiyle nasıl dertlenileceğini, kültürümüzün o ince nezaketini ve değerlerimizi öğretmeliyiz. Bugün diplomalı ama vicdansız nesiller yetiştiriyorsak, sistemin çarklarında bir şeyleri geri dönülemez şekilde kırıyoruz demektir. Güzel ahlak, dürüstlük ve merhamet, hiçbir müfredatta yazılı değildir.Onlar ancak bir öğretmenin bakışından, bir babanın duruşundan ve toplumun o ince ruhundan öğrenilir.
Bizim evlatlarımızın ihtiyacı olan şey ideolojik kavgaların arasına sıkıştırılmış, siyasi hesapların gölgesinde kalmış bir sistem değil.Onları olduğu gibi kabul eden, yeteneklerini keşfeden, yeteneğine göre yön veren ve onlara her şeyden önce bir birey, bir insan olduklarını hissettiren ve iyi insan olmayı öğreten bir eğitim anlayışıdır.
Gelin, bu sese kulak verelim. Bir çocuğun geleceğini inşa etmek, sadece bir okul binası dikmek değil, o çocuğun kalbine bir gelecek umudu ekmektir. Yarınlarımız, bugünkü adımlarımızın aynasıdır. Umutla, liyakatle ve en çok da sevgiyle...