USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Gündem

Reşat Uzun’dan Siverek ve Kahramanmaraş Saldırıları Sonrası Tarihi Analiz!!

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara kadar sıçrayan şiddet sarmalı, sadece asayiş vakaları mı yoksa büyük bir sosyal depremin öncü sarsıntıları mı? Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Reşat Uzun, "dönüşü olmayan çıkmaz sokak" olarak nitelendirdiği bu tabloyu hangi çarpıcı gerçeklerle analiz etti? Gençliğin önüne rol model diye sunulan mafya özentisi karakterler daha neler neler ?

Reşat Uzun’dan Siverek ve Kahramanmaraş Saldırıları Sonrası Tarihi Analiz!!
16-04-2026 10:46
ŞANLIURFA

Ekonomik Krizlerden Daha Büyük Tehlike: Sosyal İnhitat

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ve Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bir gün arayla  yaşanan, eğitim yuvalarını hedef alan şiddet olayları toplumsal hafızada derin yaralar açtı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Reşat Uzun, bu vahim hadiseler üzerine yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin ekonomik darboğazları defalarca aştığını ancak asıl tehlikenin "sosyal, ahlaki ve toplumsal bir çöküş" olduğunu vurguladı. Uzun’a göre, köklerinden kopmuş ve yönünü kaybetmiş bir gençlik tablosuyla karşı karşıyayız. Şehir kimliğinin kaybolduğu, müzik, spor ve sanatın etkisini yitirdiği bu süreçte değerlerimizin hızla erimesi, ülkeyi dönüşü olmayan bir çıkmaz sokağa doğru sürüklüyor.

Mafya Özentiliği ve Normalleştirilen İhanet Sarmalı

Toplumsal yozlaşmanın kökenlerine inen Reşat Uzun, televizyon ekranlarından evlere sızan kültürel tahribata dikkat çekti. Dizilerde mafya özentiliğinin bir "güç" simgesi gibi sunulması, uyuşturucunun sıradanlaştırılması ve ihanetin normalleşmesi gibi unsurların genç dimağlarda yarattığı yıkıma değindi. Gençlerin önüne değer üreten bilim insanları veya sanatkarlar yerine korku salan, suç işleyen ve etik değerleri hiçe sayan karakterlerin rol model olarak konulduğunu ifade eden Uzun, "Bu çocuklar neden böyle oldu?" sorusunun cevabının, medyanın servis ettiği bu karanlık içeriklerde gizli olduğunu savundu. Okul basan bir gençlik profilinin, sadece bireysel bir sapma değil, yıllardır beslenen bu çarpık kültürün bir meyvesi olduğunu belirtti.

Sosyal Medyanın Kontrolsüz Bataklığı ve Dijital Tehditler

Geleneksel medyanın yanı sıra sosyal medyanın da denetimsiz bir "şantaj ve sorumsuzluk" mecrasına dönüştüğünü ifade eden Uzun, dijital dünyanın kontrolsüz akışını ağır bir dille eleştirdi. Sınırsızlığın ve sorumluluk bilincinden uzak bir özgürlük anlayışının gençleri boşlukta bıraktığını söyleyen Uzun, dün fiziksel terör örgütlerinin tuzağına düşen çocukların bugün internet kafelerin ve dijital platformların pençesinde kaybolduğunu dile getirdi. Sosyal medyadaki bu kontrolsüzlüğün, gençlerin ahlaki pusulasını tamamen bozduğunu ve onları rüzgarın estiği yöne savrulan birer gemiye dönüştürdüğünü vurgulayan Daire Başkanı, bu gidişatın "kötüye gidiyoruz" aşamasını çoktan geçtiğini belirtti.

Yetkililerin Sessizliği ve Denetim Mekanizmalarının İflası

Yaşanan trajedilerin en acı verici kısmının ise toplumun ve yetkililerin bu süreci sadece "izlemesi" olduğunu söyleyen Reşat Uzun, denetleyici kurumların sessizliğini sert sözlerle eleştirdi. Televizyon kanallarında her gün servis edilen aile içi şiddet, ihanet hikayeleri ve suç örgütü güzellemelerinin hangi amaca hizmet ettiğinin sorgulanması gerektiğini belirten Uzun, gençliği korumanın bu kadar zor olmaması gerektiğini ifade etti. Herkesin durumun farkında olmasına rağmen kimsenin "frene basmadığını" ve denetim organlarının adeta bir seyirci gibi olayları takip ettiğini söyleyen Uzun, bu duyarsızlığın gelecekte daha büyük felaketlere kapı aralayacağı uyarısında bulundu.

“Dönüşü olmayan bir çıkmaz sokağa giriyoruz. Bu ülke ekonomik krizleri defalarca gördü ve aştı, ancak bugün karşı karşıya olduğumuz şey sosyal ve ahlaki bir çöküştür. Milli ve manevi değerlerinden kopmuş bir gençlik, bir ülkenin geleceği olamaz. Bugün okul basan çocuklar varsa, bu yıllardır görmezden gelinen bir çöküşün sonucudur. Toplum izliyor, yetkililer susuyor, denetlemesi gereken kurumlar ise sadece seyrediyor. Televizyonlarda servis edilen ihanet ve suç hikayeleriyle gençliği koruyamayız. Herkes bunun farkında ama kimse frene basmıyor. Unutmayalım ki bir toplum, ancak sahip olduğu değerleri kadar ayakta kalabilir.”

Kurtuluş Reçeti: Yeniden Özümüze Dönüş

Reşat Uzun’un analizleri sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda bir kurtuluş çağrısı niteliği taşıyordu. Toplumun yeniden ayağa kalkabilmesi için temel değerlerin tozlu raflardan indirilmesi gerektiğini savunan Uzun; öğretmene saygı, aileye bağlılık, büyüğe hürmet ve çocuğa sevgi kavramlarının yeniden yeşertilmesinin şart olduğunu belirtti. Dini ve ahlaki değerlerden uzaklaşan bir neslin geleceği inşa edemeyeceğini, aksine mevcut yapıyı yıkacağını ifade eden Uzun, sosyal politikaların ve eğitim müfredatının ivedilikle bu yönde revize edilmesi gerektiğini dile getirdi. Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan hadiselerin bir ders olarak görülmesi ve toplumsal bir uyanışın fitilini ateşlemesi temennisiyle sözlerini tamamladı.Haber Feyzi DONAN

Reşat Uzun'un Kalem Aldığı Köşe Yazısı

Uzun Dönüşü olmayan bir çıkmaz sokağa giriyoruz.

  • Açık konuşalım… Bu ülke ekonomik krizleri defalarca gördü, defalarca aştı.
  • Bugün yaşanan iktisadi sorunlar da elbet aşılacaktır.
  • Ama asıl tehlike başka yerde.
  • Bugün karşı karşıya olduğumuz şey; sosyal, ahlaki ve toplumsal bir çöküştür.
  • * Değerlerimiz eriyor. Etik yok, ahlak zayıf, mesleki onur yerlerde. Aile çözülüyor, şehir kimliği kayboluyor. Müzik, spor, Sanat ve edebiyat etkisini yitiriyor. Ortaya çıkan tablo net: Köklerinden kopmuş, yönünü kaybetmiş bir gençlik. Peki bu hale nasıl geldik? Gençlerin önüne ne koyduk? Dizilerde mafya özentiliği… İhanetin normalleşmesi… Uyuşturucunun sıradanlaştırılması…
  • Şiddetin “güç” gibi sunulması… * Sosyal medyada ise başka bir bataklık. Şantaj, kontrolsüzlük, sınırsızlık ve sorumsuzluk. Sonra dönüp soruyoruz: “Bu çocuklar neden böyle oldu?”
  • Cevap ortada. Bu çocuklar boşlukta büyüdü. Rol model diye sunulanlar; değer üreten insanlar değil, korku salan ve suç işleyen karakterler oldu. Bugün okul basan çocuklar varsa, bu sadece bireysel bir sapma değildir. Bu, yıllardır görmezden gelinen bir çöküşün sonucudur.
  • Daha acı olan ne biliyor musunuz? Toplum izliyor… Yetkililer susuyor… Denetlemesi gereken kurumlar ise seyrediyor. Televizyonlarda her gün: annesini öldürenler, ihanet hikâyeleri, suç örgütleri… Sormak gerekiyor: Bunlar neden sürekli servis ediliyor? Amaç ne? Gençliği korumak bu kadar mı zor? *
  • Açık konuşalım: Milli ve manevi değerlerinden kopmuş bir gençlik, bir ülkenin geleceği olamaz. Dini ve ahlaki değerlerden uzak bir nesil, pusulasını kaybetmiş bir gemi gibidir. Nereye gideceğini bilmez, rüzgâr nereye savurursa oraya sürüklenir.
  • Dün terör örgütlerinin tuzağına düşen çocuklarımız, bugün internet kafelerin, sosyal medya platformlarının ve dijital dünyanın kontrolsüz akışında kayboluyor. Bu gidiş, “kötüye gidiyoruz” meselesini çoktan geçti.
  • Bu, artık bir çıkmaz sokaktır. Ve en tehlikelisi şu! Herkes bunun farkında… Ama kimse frene basmıyor. * Ve son söz: Öğretmene saygıyı, aileye bağlılığı, büyüğe hürmeti, çocuğa sevgiyi yeniden yeşertmek zorundayız. Çünkü bir toplum, değerleri kadar ayakta kalır.
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
E-GAZETE TÜMÜ
16.04.2026 Tarihli Gazetemiz
PUAN DURUMU TÜMÜ