USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

NEREYE GİDİYOR BU TOPLUM? NE YAPMALI?

16-04-2026
Siverek'te bir lisede katliam gibi işlenen cinayetin acısı daha yüreklerimizde kanıyor iken, bu kez Kahramanmaraş'tan gelen ve yine bir ortaokulda işlenen başka bir cinayetin acı haberi ile sarsıldık. İçimiz yaralandı!
Yine okul, yine öğrenci, yine ölüm ve yine onlarca yaralı..
Katliam gibi bu cinayetler hepimizi derinden yaralamış, üzmüş ve derin düşüncelere itmiştir.
Aslında bu tür eylemleri, kişisel bir olay gibi algılamaktan ziyade, bu eylemlerin temelinde sosyo-ekonomik, psikolojik, eğitsel ve toplumsal sorunlarını masaya yatırıp, ele alınması gerekir.
Bu olayları anlık ve sıradan bir eylem gibi görüp, dar çerçeve içerisinde düşünmemek ve toplumsal gerçeklerin üzerine eğilmek gerekir.
Her davranışın, her şiddetin bir geçmişi vardır mutlaka. Bu tür eylemlerin çok geniş ve kapsamlı bir şekilde ele alınmasında büyük yarar olacaktır. Bu tür olayları bir kişinin yaptığı, sıradan bir eylem gibi düşünmek, gelecek kuşağın üstüne ölü toprağı atmak demektir.
Gerçekler açıklıkla dile getirilmedikçe, toplumsal çürümenin ve özellikle gençlerin geleceklerine yönelik önlemler alınmadıkça, olası korkunç boyutların önüne geçilemiyecektir.
Öncelikle;
-Ülkemizde aşırı derecede silahlanmanın yaşandığını, parası olan herkesin "kılıf uydurarak" rahatlıkla silah sahibi olduğunu biliyoruz.
Başta koruculuk sistemi olmak üzere silahsızlanmaya yönelik her türlü önlem alınıp, silahların toplatılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.
Çünkü silahlı bir eylem şiddete dönüşüyorsa, şiddeti uygulayan kişi "ben varım" "istersem tek başıma her şeyi yapabilirim" psikolojisiyle kendini kanıtlama yoluna gidebiliyor.
Şiddet, yönünü bulamamış birinin çıkış yolu olarak seçtiği bir yoldur. Bir öç alma, bir çığlık, sahip olamadıklarına sahip olmak için kendisini güçlü göstermek isteyen güçsüzlerin isyanıdır şiddet..
Bu yüzden silahlanmaya hayır demeli!
-Bir diğer boyutu, yoksulluğun dayattığı özenti, internet üzerinden şiddete dayalı oyunlar ve sosyal medya iletişim araçları, özellikle gençlerin elinde birer bomba gibi duruyor, hem de patlamaya hazır bir bomba gibi...
Başta aileler olmak üzere okul idaresine büyük görevler düşüyor. En büyük görev ise, vurdulu, kırdılı oyun, dizi ve özendirici görsellerin devlet tarafından yasaklanmasıdır.
-Yokluk, yoksulluk, işsizlik, ekonomik sorunlar daha iyi bir yaşam ve koşulların oluşmasında en büyük etkendir. Ekonomik mahrumiyet, işsizlik, okuldan kopmalar, işsiz üniversite mezunları... Bu yaşam koşullarına sahip olanlar, geleceklerinden umudu olmayan potansiyel gençlerdir. Bu durum hedefi belli olmayan sosyolojik sebeplerdir.
- Aile içi sevgisizlik, ilgisizlik veya aşırı ilgi, yanlış arkadaş seçimi, anne ve babanın çocuğuna karşı tutum ve davranışları, aşırı koruma ve rahat tavırlar gibi nedenler çocuğun gelişimini etkilemektedir.
Aileler bu tutum ve davranışlarına dikkat etmelidir.
Kısacası anne ve babaların evlatlarına sahip çıkması gerekir.
Peki çözüm nedir?
-Özellikle problemli ailelere yönelik eğitim programları, aile ve sosyal destek sistemleri ile önleyici politikalar geliştirilmelidir.
Gençleri topluma kazandırmak için sosyal ve ekonomik politikalar uygulanmalı, okuyan ve sorgulayan bir toplum için okumaya teşvik edilmelidir.
-Eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gereklidir. Kıllık kıyafetten, disipline kadar tüm teferruatlar yeniden elden geçirilmelidir.
Öğretmenin öğretmen, öğrencinin öğrenci gibi davranması gerektiğini düşünmek ve görmek istiyoruz.
-psikolojik baskı, dışlanmışlık hissi, yalnızlık sendromu yaşayan gençler haliyle uyuşturucu baronlar ve çeteler için potansiyel bir güç haline geliyorlar. Bu tür sorunlu gençlerin aileleriyle irtibata geçilip, sosyal ve psikolojik destek sağlanmalıdır.
Sorunlu gençlerin, eğitiminde sosyoloğ ve psikoloğ ile desteklenmesi gereklidir. Başta aileler olmak üzere, öğretmenler ve devletin bütün birimleri topyekün hareket etmelidir.
-Toplumda, özellikle okullarda her türlü şiddete karşı bilinçli bir şekilde tepkiler ortaya konmalıdır.
İnternete silahlı çatışma oyunları, silahlı çatışmalı diziler özenti yaratıyor.
Gençlerimizin, geleceğimizin ne tür sorunları vardır? Bu sorunlar üzerinden kafa yorup, çözüm sağlanmalıdır. Yoksa her okula bir polis koymakla sorun çözülmez...
Sosyal, toplumsal ve psikolojik sorunlara yönelik top yekün çalışmalar yapılmalıdır.
Mafya dizileri, bilinçsizce kullanılan sosyal medya, mafyavari özentiler, akran zorbalığı, ailelerin öğrenci üzerindeki ilgisizliği düşündürücüdür ve çözülmelidir.
Toplumu ayakta tutan ahlaki ve vicdani değerlere sahip bir toplum yaratılmalıdır. Çünkü aile yıkılırsa toplum da yıkılır.
Bu sebeple yoksul ve problemli aileler ve özellikle gençlerin geleceklerine yönelik umutlarının kırılmasına neden olan sebepler ortadan kaldırılarak desteklenmelidir...
Kınama mesajlarından ziyade, köklü değişimlerle, şiddeti meydana getiren sosyolojik sebeplerin meydana çıkarılarak hayata geçirilmesi gerekir.
Sonuç belli! Sebepler ise titizlikle incelenmeli ve gereği derhal yerine getirilmelidir.
Başta ülkeyi yönetenler olmak üzere, devletin bütün birimleri, yöneticiler, anne ve babalar, öğretmenler ve herkes şapkasını önüne koyarak iyi düşünmelidir.
Bir daha canlar yanmasın, ocaklar sönmesin!
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?