Şanlıurfa, 2026 kışının en çetin günlerinden birini yaşarken, şehrin üzerine çöken dondurucu soğuk ve yoğun kar yağışı bu kez bambaşka bir amaca hizmet etti. Termometrelerin sıfırın altına indiği ve hayatın adeta durma noktasına geldiği saatlerde, binlerce Şanlıurfalı vicdanlarının sesiyle ısınarak sokaklara döküldü. Gazze’de yaşanan eşi benzeri görülmemiş insanlık dramına karşı sessiz kalmak istemeyen vatandaşlar, Eyüp Peygamber Camii’nin manevi atmosferinde bir araya gelerek Filistin halkına olan sarsılmaz desteklerini tüm dünyaya ilan etti.

Beyaz Esarete Karşı Yükselen Dayanışma Ruhu
Maneviyatın kalbi olan Eyüp Peygamber Camii’nde kılınan gıyabi cenaze namazı, dondurucu soğuğa rağmen hüzün ve kararlılığın birleştiği anlara sahne oldu. Şehri esir alan beyaz örtü, katılımcıların azmini kırmak yerine onlara Gazze’de zor şartlar altında hayatta kalmaya çalışan mazlumların acısını hissettiren bir vasıtaya dönüştü. Namazın ardından ellerinde bayraklarla saf tutan kalabalık, kışın en sert yüzüne karşı "Gazze yalnız değildir" haykırışıyla yürüyüşe geçti.
Sabır Makamı’ndan Harran Kapı’ya Uzanan Kararlı Adımlar
Yürüyüş güzergahı boyunca buz tutmuş kaldırımlar ve kaygan zeminler katılımcılar için zorlu birer engel teşkil etse de, genç yaşlı demeden binlerce kişi bir an bile tereddüt etmeden Harran Kapı’ya doğru ilerledi. Şanlıurfa’nın tarihi sokaklarında yankılanan sloganlar, Filistin meselesinin sadece coğrafi bir çatışma değil, küresel bir vicdan meselesi olduğunu bir kez daha hatırlattı. Katılımcılar, dondurucu rüzgara karşı birbirlerine kenetlenerek mazlumların sesi olma görevini büyük bir vakarla yerine getirdi.

Tarihin Gölgesinde İnsanlık Sınavı
Yürüyüşün varış noktası olan ve kadim medeniyetlerin izlerini taşıyan tarihi Harran Kapı, bu anlamlı buluşmanın en güçlü şahidi oldu. Burada toplanan kalabalığa hitap etmek üzere mikrofonu alan Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celil Abuzar, tarihin ve bugünün sorumluluğunu hatırlatan bir konuşma gerçekleştirdi. Abuzar, Kudüs davasının sadece bir siyasi ajanda değil, Osmanlı’dan tevarüs eden kutsal bir emanet ve insani bir borç olduğunu vurgularken, meydandaki sessizlik hüzünlü bir onayla karşılık buldu.
“Kudüs ve Filistin meselesi yalnızca siyasi bir konu değil, her bir birey için vicdani bir sorumluluktur. Osmanlı döneminden bugüne uzanan bu kadim süreç, bölgenin tarihi ve manevi önemini gözler önüne sermektedir. Gazze’de devam eden zulme karşı sessiz kalmak, insanlık onuruyla bağdaşmamaktadır. Yaşananlar sadece bir çatışma değil, bir insanlık sınavıdır ve bu sınavda safımız kayıtsız şartsız mazlumun yanıdır.”

Kudüs Davası ve Vicdanların Buluşması
Prof. Dr. Abuzar’ın basın açıklamasında yer alan "insanlık sınavı" vurgusu, meydandaki her bir ferdin zihninde derin yankılar uyandırdı. Gazze’deki zulmün durdurulması için uluslararası kamuoyuna yapılan çağrılar, Şanlıurfa’nın karlı semalarına doğru yükseldi. Açıklamada, mazlumun yanında durmanın bir tercih değil, insan olmanın asgari gerekliliği olduğu ifade edilirken, sessiz kalmanın zalime ortak olmak anlamına geldiği gerçeği bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuldu.
Dualarla Isınan Kapanış ve Büyük Vefa
Programın sonunda, eller semaya kalktığında dondurucu havaya rağmen kimse alanı terk etmedi. Yapılan toplu dualar, sadece Gazze için değil, dünyanın dört bir yanındaki tüm mazlum coğrafyalar için umut oldu. Gözyaşlarının kar tanelerine karıştığı o anlarda, Şanlıurfa halkı kışın en sert gününde dahi gönül coğrafyalarındaki kardeşlerini unutmadıklarını kanıtladı. Tören, hep birlikte edilen duaların ardından, vicdanları rahatlatmanın huzuru ve Filistin davasına olan sadakat sözleriyle sessizce ama vakur bir şekilde sona erdi. Haber Feyzi DONAN





