Yoksulluğun Gölgesinde Büyüyen Bir Dev
Şanlıurfa’nın kadim ilçesi Siverek’in ruhunu yansıtan Demirciler Çarşısı, bu kez bir haberin değil, bir hayatın öznesi oldu. Yerel ve ulusal basının usta kalemi Gazeteci Şükrü Dolaş, çocukluğunun geçtiği bu tarihi çarşıda, yoksullukla yoğrulan yaşam öyküsünü kağıda döktü. Toprak çatılı evlerden süzülen tozların altında başlayan bu yolculuk, hayatın hamallığını babasından devralan bir çocuğun çelik ve ateşle imtihanını anlatıyor. Dolaş, o günleri anlatırken tezgaha boyu yetsin diye ayaklarının altına koyduğu dut kütüğünü, aslında hayatın ağırlığına karşı dik duruşunun ilk basamağı olarak tanımlıyor. Hayatın yükünün balyozun ağırlığından çok daha fazla olduğu o yıllarda, çaresizlik bir kader gibi yaşanıyordu.

Çekiç Sesleri ve Orhan Gencebay Ezgileri
Demirciler Çarşısı’nın tozlu ve gürültülü ortamı, aynı zamanda ilk sevdaların ve delikanlılık heyecanlarının filizlendiği bir sahneydi. Örse her inen sert çekiç darbesi, Orhan Gencebay’ın "Hatasız Kul Olmaz" tınılarıyla birleşerek genç yüreklere akardı. Maddi imkansızlıklar içinde ütüsüz pantolonlarını gece boyunca çaput döşeklerin altında kalıba koyan gençler, pazar günlerini büyük bir umutla beklerdi. Siverek’in taş sokaklarında şans yaver giderse sevdiğinin gözlerine değen bir çift göz, dünyadaki tüm yoksulluğu unutturmaya yeterdi. Utangaç gülüşlerin iz bıraktığı o kadim küçeler, Şükrü Dolaş’ın belleğinde bugün bile silinmeyen derin izler taşıyor.
Alın Teriyle Perçinlenen Kadim Dostluklar
Ustalardan sadece çelik dövmeyi değil, hayata karşı dik durmayı ve alın teriyle rızkını kazanmayı öğrenen çarşı çocukları, balyozun sapını kavrar gibi hayata tutundular. Çekiçle orak yapmayı öğrendikçe, köylülerle olan kirvelik ve dostluk bağları da kara sabanlar ve tırpanlarla perçinlendi. Bu çarşıda dostluklar, hiçbir çıkar gözetmeksizin sadece emeğin ve alın terinin kutsallığı üzerine inşa edilirdi. Hayatın matematiksel bir denklem olmadığını, "iki kere iki dört etmediğini" o ateş başında öğrenen Dolaş, ekmeğinin hamurunu teriyle yoğuran bir neslin sesi olarak zulme ve haksızlığa karşı sıkılan yumrukların hikayesini paylaşıyor.
Sorguların İzinden Kırılan Umutlara
Hayat kavgası sadece çarşıda değil, fikri mücadelelerin ve sorguların karanlık odalarında da devam etti. Sorgularda patlayan ayak tabanları ve günlerce kan akan nasırlı eller, Şükrü Dolaş’ın hafızasında sadece fiziksel bir acı olarak değil, sevdiğinin sarı saçlarını bir daha okşayamamanın verdiği o hüzünlü mahrumiyetle yer ediyor. Zulasında sevdiğine aldığı kemik tarakları ve saç tokalarını saklayan o genç yürek, adaletsizliğe karşı direnişin bedelini nasırlı elleriyle ödedi. Bir zamanlar sevdayla çarpan kalpler, haksızlıklar karşısında sıkılı yumruklara dönüşürken, çocukluğun masumiyeti de o tozlu odalarda geride kaldı.
Yıllar Sonra Dönülen Kadim Şehirde Hüzünlü Karşılaşma
Yıllar ve yollar sonra, bir deprem sonrası yorgunluğuyla dönülen Siverek, artık o eski Siverek değildi. Demirciler Çarşısı’nın küçeleri ağlamaklı, kırlangıçlar ise çoktan göç etmişti. Şükrü Dolaş, bu dönüşü bir vurgun yemiş balıkçının kıyıya vurmasına benzetiyor. Giderken çocuk yaşta bırakılan o küçük kızlar, artık ellerinde çocuklarıyla birer anne olarak sokaklarda yürüyordu. Nişanlılık hayalleriyle parmaklarına naylon yüzükler takılan, sarı saçlarına tokalar alınan o masum geçmiş, zamanın acımasız dişlileri arasında öğütülmüştü. Bu karşılaşma, geçmişin ne kadar geri gelmez olduğunu yüzüne vuran sert bir rüzgar gibiydi.

Bir Yanı Yetim Kalan Siverek Çocuğu
Bugün gelinen noktada Siverek sokakları, kaybolan gençliğin ve yarım kalan hikayelerin yasını tutar gibi hüzünlü. Gazeteci Şükrü Dolaş’ın kaleminden dökülen bu satırlar, sadece kişisel bir tarih değil, bir dönemin toplumsal hafızası niteliğinde. “O gün bu gündür ağlamaklıdır Siverek küçeleri ve bir yanımız hep yetim kaldı demirciler çarşısında. Harmanı yanmış birer küt köylüsü, vurgun yemiş Karadenizli balıkçılar gibiydik artık kendi kadim şehrimizde. Biz o çarşıda büyüdük, o ateşin başında olgunlaştık ama hayat bizi rüzgarın önündeki bir yaprak gibi savurdu.” diyerek duygularını ifade eden Dolaş, Demirciler Çarşısı’nın ruhunun her zaman kendisiyle yaşayacağını belirtiyor. Haber Feyzi DONAN





