Karanlık Bir Aksesuarın 15 Yıllık Hükmü
Mardin’in tarihi sokaklarında yankılanan adımlarıyla tanınan, 4 çocuk babası Abdulvahap Sılgan için silah, tam 15 yıl boyunca ayrılmaz bir parça, adeta bir alışkanlıktı. Bölgedeki pek çok erkek gibi ruhsatlı silahını bir güvenlik sembolü veya bir gelenek nişanesi olarak taşıyan Sılgan, bu metal yığınının ailesi üzerindeki görünmez etkisini uzun süre fark edemedi. Belinde taşıdığı gücün, aslında sevdiklerinin kalbinde ne denli büyük bir gedik açtığını anlaması için takvimlerin 2026 yılını göstermesi ve evindeki en küçük ferdin cesaretini toplaması gerekecekti. Yıllardır koruma amaçlı taşınan o silah, aslında korunmak istenenlerin en büyük korku kaynağı haline gelmişti.
Oğlunun Gözlerindeki Korkuyla Gelen Uyanış
Bir akşam vakti, evindeki huzur ortamında oğluyla karşı karşıya gelen Abdulvahap Bey, beklemediği bir yüzleşme yaşadı. Küçük çocuğun gözlerinde beliren o tarif edilemez endişe ve dudaklarından dökülen "Baba… Senin de silahın var" cümlesi, adeta zamanı durdurdu. Bu kısa ama sarsıcı ifade, bir çocuğun babasını bir kahraman olarak değil, korkutucu bir objenin taşıyıcısı olarak kodladığının en acı kanıtıydı. O an, belindeki ruhsatlı tabancanın kendisine verdiği sahte güven duygusu, oğlunun bakışlarındaki savunmasızlık karşısında yerle bir oldu. Bir babanın en büyük sorumluluğunun, evladının dünyasından tüm korku gölgelerini silmek olduğunu o saniyede idrak etti.
İl Emniyet Müdürlüğü’nde Tarihi Teslimat
Kararını hiç vakit kaybetmeden veren Sılgan, ertesi sabah soluğu Mardin İl Emniyet Müdürlüğü’nde aldı. 15 yıldır yanından bir an olsun ayırmadığı ruhsatlı silahını, kendi rızasıyla yetkililere teslim etmek üzere masaya koydu. Bu eylem, sadece fiziksel bir nesnenin devredilmesi değil, aynı zamanda bireysel silahlanmaya karşı atılmış sessiz ama devrim niteliğinde bir adımdı. Emniyet görevlilerinin takdir dolu bakışları arasında resmi işlemlerini tamamlayan Abdulvahap Bey, artık belinde bir ağırlıkla değil, vicdanındaki hafiflikle oradan ayrıldı. Mardin’in dar sokaklarında evine doğru yürürken, artık çocuklarına sarıldığında aralarına hiçbir soğuk metalin girmeyeceği gerçeğinin huzurunu taşıyordu.

"Ben Silahı Değil, Korkuyu Teslim Ettim"
Silahını teslim ettikten sonra çevresindekilere ve topluma örnek olacak nitelikte bir açıklama yapan Abdulvahap Sılgan, meselenin sadece bir tabancadan vazgeçmek olmadığını dile getirdi. Kendi iç dünyasında yaşadığı bu büyük dönüşümü şu sözlerle özetledi: “Ben bugün emniyete giderek sadece bir silahı değil, aslında evlatlarımın kalbindeki o yersiz korkuyu teslim ettim. 15 yıl boyunca koruduğumu sandığım şeyin, aslında huzurumuza bir engel olduğunu fark ettim. Evimde artık silah yok, sadece huzur ve güven var. Bir babanın asıl gücü silah taşımak değil, çocuklarının gözünde korkusuz bir dünya inşa edebilmektir.”
Evladın Zaferi ve Toplumsal Farkındalık
Bu olay, Mardin genelinde ve sosyal medyada kısa sürede yayılarak büyük bir takdir topladı. Uzmanlar, çocukların silahı bir şiddet aracı olarak algıladığını ve evde silah bulunmasının çocuk psikolojisi üzerinde onarılamaz hasarlar bıraktığını hatırlatarak, Abdulvahap Sılgan’ın bu davranışının "babalık dersi" niteliğinde olduğunu belirttiler. Sosyal medyada "Evlat Kazandı" etiketiyle paylaşılan bu hikaye, bireysel silahlanmanın bir hak değil, toplumsal bir risk olduğu gerçeğini yeniden gündeme taşıdı. Bir çocuğun masumiyeti, 15 yıllık bir alışkanlığı tek bir hamlede mat ederek, gerçek sevginin silahtan daha güçlü olduğunu kanıtlamış oldu.
Silahsız Bir Gelecek İçin İlk Kıvılcım
Abdulvahap Bey’in bu cesur adımı, Mardin’de diğer babalar için de bir esin kaynağı olmaya aday görünüyor. Silahların gölgesinden kurtulan Sılgan ailesi, şimdi evlerinde kurşun seslerinin veya silah varlığının yarattığı gerginliğin değil, sadece çocuk kahkahalarının yankılanacağı yeni bir döneme başlıyor. Bu olay, Siverek’ten Mardin’e, bölgedeki silahlanma kültürüne vurulmuş en estetik ve anlamlı darbelerden biri olarak tarihe geçti. Haber Feyzi DONAN





