USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Sağlık

Egzamada Kaşıntı ve Stres Kısır Döngüye Dönüşebiliyor

Egzamada kaşıntı neden giderek artıyor? Stres kaşıntıyı tetiklerken kaşıma davranışı ruhsal yükü nasıl etkiliyor? Uzmanlara göre ciltte başlayan kaşıntı ile kişinin duygusal durumu birbirini besleyen bir döngüye dönüşebiliyor.

Egzamada Kaşıntı ve Stres Kısır Döngüye Dönüşebiliyor
02-10-2026 10:23
ŞANLIURFA

Kaşıntı yalnızca ciltle sınırlı bir sorun olmayabilir

Egzama nedeniyle ortaya çıkan kaşıntının yalnızca ciltte meydana gelen bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, egzamada kaşıntı ve kaşıma davranışının stres, kişinin duygusal durumu ve beyindeki bazı mekanizmalarla yakından ilişkili olabileceğini belirtti. Aydın’a göre yoğun stres, kaygı veya üzüntü dönemlerinde ciltteki belirtiler belirginleşebilirken, şiddetli kaşıntı da kişinin ruhsal durumunu olumsuz etkileyebiliyor. Böylece başlangıçta fiziksel bir belirti olarak ortaya çıkan kaşıntı, kişinin duygusal durumundan etkilenerek şiddetlenebiliyor ve aynı zamanda kişinin psikolojik yükünü artırabiliyor. Bu nedenle egzamada cilt belirtilerinin yanı sıra kaşıntıyı artırabilecek stres ve duygusal tetikleyicilerin de dikkate alınması önem taşıyor.

“Kaşıntı ile duygusal durum birbirini etkileyebiliyor”

Klinik Psikolog Cumali Aydın, stres sırasında ortaya çıkan hormonal değişimlerin bağışıklık sistemi ve deri bariyeri üzerinde etkili olabileceğini ifade etti. Yoğun stres anlarında salgılanan kortizol ve benzeri stres hormonlarının ciltteki süreçleri etkileyerek kaşıntının ortaya çıkmasına veya mevcut kaşıntının daha belirgin hale gelmesine katkıda bulunabileceğini belirten Aydın, kişinin yaşadığı kaygı ve üzüntünün egzama belirtilerini artırabileceğini söyledi. Bunun tersine, yoğun ve sürekli kaşıntının da kişinin ruh hâlini etkileyebileceğini kaydeden Aydın, sinirlilik, karamsarlık ve öfke gibi duygusal değişimlerin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. Böylece ciltteki belirtiler ile kişinin psikolojik durumu arasında karşılıklı bir etkileşim oluşabileceği ve egzamanın değerlendirilmesinde bu bağlantının göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulandı.

“Stres anlarında salgılanan kortizol ve benzeri stres hormonları, bağışıklık sistemini ve deri bariyerini doğrudan etkileyerek kaşıntıyı tetikleyebilir ya da şiddetlendirebilir. Tam tersi biçimde, şiddetli kaşıntı da kişinin ruh hâlini bozarak sinirlilik, karamsarlık ve öfke gibi duygusal değişimlere yol açabilir.”

Kaşıma davranışı zamanla otomatikleşebiliyor

Kaşıntı hissedildiğinde kişinin doğal olarak kaşımaya yöneldiğini belirten Aydın, kaşımanın ilk anda kısa süreli bir rahatlama sağlayabildiğini ancak cilt üzerinde oluşturduğu tahriş nedeniyle kaşıntının daha da artabileceğini ifade etti. Böylece “kaşıntı, kaşıma ve daha fazla kaşıntı” şeklinde ilerleyen bir döngünün oluşabildiğini aktaran Aydın, tekrarlanan kaşıma davranışının zaman içerisinde otomatikleşebileceğini söyledi. Kaşımayla elde edilen kısa süreli rahatlamanın davranışı pekiştirebildiğini belirten Aydın, bu süreçte beynin ödül mekanizmalarının da rol oynayabileceğine dikkat çekti. Başlangıçta kişinin iradesiyle durdurabildiği kaşıma davranışının tekrarlandıkça kontrol edilmesinin zorlaşabileceğini ifade eden Aydın, kronik kaşıntı yaşayan kişilerde ödül ve motor bölgelerindeki aktivitenin artmasının dürtünün yönetilmesini güçleştirebildiğini aktardı.

“Bu döngüde beyin, kaşımanın verdiği kısa süreli hazla ödüllendirilir ve dopamin salınımıyla pekiştirilir; yani kaşıma davranışı zamanla bağımlılık benzeri bir dürtü hâline gelir. Başlangıçta iradeyle durdurulabilen bu davranış, tekrarlar arttıkça otomatikleşir ve kişi ‘artık kendimi durduramıyorum’ demeye başlar.”

Utanç ve suçluluk döngüyü yeniden tetikleyebilir

Kaşıma davranışını kontrol etmekte zorlanan kişilerin, davranışın ardından utanç, suçluluk ve pişmanlık yaşayabileceğini belirten Aydın, bu duyguların da yeni bir stres kaynağı oluşturabileceğine dikkat çekti. “Kaşımamam gerektiğini biliyorum ama kendimi durduramıyorum” şeklindeki yaklaşımın, kişinin ne yapması gerektiğini bilmesine rağmen dürtüsünü kontrol etmekte zorlandığı bir duruma işaret edebileceğini ifade eden Aydın, bu nedenle kişinin yalnızca davranışı nedeniyle suçlanmasının doğru olmadığını söyledi. Kaşıma sonrasında ortaya çıkan olumsuz duyguların stres düzeyini yükselterek yeniden kaşıntıyı tetikleyebilmesi, fiziksel ve duygusal belirtilerin birbirini beslediği döngünün önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle değerlendirme ve müdahale sürecinde kişinin yaşadığı güçlüğün bir alışkanlıktan ibaret görülmemesi ve döngünün bütün yönleriyle ele alınması gerektiği vurgulanıyor.

Psikoterapi kaşıntı-kaşıma döngüsünün yönetilmesine destek olabilir

Stres, kaygı ve öfke gibi duyguların kaşıntı ve kaşıma davranışını artırabileceğini belirten Aydın, psikoterapinin bu döngünün özellikle duygusal ve davranışsal yönlerinin ele alınmasına yardımcı olabileceğini ifade etti. Bilişsel davranışçı terapinin, kişilerin kaşıma dürtüsünü ortaya çıkaran düşünce ve duyguları fark etmelerine ve bunlara karşı alternatif tepkiler geliştirmelerine katkı sağlayabileceğini belirten Aydın, alışkanlık tersine çevirme terapisinde ise kaşıma davranışının yerine cilde zarar vermeyen alternatif davranışların konulmasının hedeflendiğini söyledi. Farkındalık temelli stres azaltma ve kabul ve kararlılık terapisi gibi yaklaşımların da kişinin kaşıntı hissiyle daha esnek biçimde baş etmesine destek olabileceğini aktaran Aydın, son yıllarda EMDR temelli bazı dürtü protokollerinin de araştırıldığını belirtti. Bu yaklaşımların egzama ve kaşıma davranışı üzerindeki etkilerinin kişiye göre değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Kaşımayı tamamen yasaklamak yerine döngüyü yönetmek hedefleniyor

Klinik Psikolog Cumali Aydın, günlük yaşamda kaşıma dürtüsünün yönetilmesine yardımcı olabilecek bazı basit yöntemlerin uygulanabileceğini belirtti. Öncelikle kişinin kaşıma isteğinin ne zaman ortaya çıktığını fark etmesinin ve o andaki davranışını gözlemlemesinin önemli olduğunu ifade eden Aydın, dürtüyü kısa süreliğine ertelemenin bile kişinin davranış üzerinde kontrol geliştirmesine katkı sağlayabileceğini söyledi. Cilde soğuk uygulama yapmak, kaşıntılı bölgeye uygun nemlendirici kullanmak, elleri başka bir işle meşgul etmek ve derin nefes egzersizleri yapmak gibi alternatiflerin de değerlendirilebileceğini belirten Aydın, kaşıma dürtüsünün hangi saatlerde veya hangi duygusal durumlarda arttığının kaydedilmesinin kişisel tetikleyicileri fark etmeye yardımcı olabileceğini aktardı. Buradaki hedefin kaşımayı tamamen yasaklamak değil, cilde verilen zararı azaltarak döngüyü daha yönetilebilir hale getirmek olduğunu vurgulayan Aydın, egzama ve yoğun kaşıntı yaşayan kişilerin uygun değerlendirme ve destek için sağlık profesyonellerine başvurmasının önemine dikkat çekti. Haber Feyzi DONAN

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
E-GAZETE TÜMÜ
01.10.2026 Tarihli Gazetemiz
PUAN DURUMU TÜMÜ