Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde mütevazı kişiliği ve kaleminin gücüyle tanınan yazar Hasan Baydilli, bu kez kelimelerini özgürlüğün kısıtlı olduğu bir alana, Siverek 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’na taşıdı. Şehirde her kesimin saygısını kazanan Baydilli, toplumsal sorumluluk bilinciyle gerçekleştirdiği bu ziyarette, edebiyatın sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda en zorlu koşullarda bile insan ruhuna nefes aldıran bir liman olduğunu bir kez daha kanıtladı. Yazarın kaleme aldığı "Adı Fümya (Saniye Abla)" romanı etrafında şekillenen bu buluşma, duvarların ötesinde duygusal bir köprü kurdu.

İlgiyle Beklenen Buluşma ve Hazırlık Süreci
Bu anlamlı etkinlik, cezaevinde görev yapan öğretmen Süleyman Yıldız’ın talebi ve kurum idaresinin desteğiyle hayata geçirildi. Söyleşiden önce yazarın romanı, tutuklu ve hükümlülere dağıtılarak derinlemesine okunması sağlandı. Katılımcıların eseri adeta "yutarcasına" okumuş olmaları ve karakterlerin analizine dair sordukları derinlikli sorular, söyleşinin daha ilk dakikalarında yazar Hasan Baydilli’de büyük bir şaşkınlık ve memnuniyet yarattı. Edebiyatın sessiz gücü, söyleşi başlamadan önce koğuşların içinde çoktan yankılanmaya başlamıştı.
"Kitabınız Çok Kısaydı" Eleştirisinin Altındaki Samimiyet
Söyleşi sırasında bir hükümlünün söz alarak getirdiği eleştiri, salonun atmosferini bir anda değiştirdi. Merakla beklenen eleştirinin özü, aslında eserin sürükleyiciliğine yapılmış en büyük iltifattı. Hükümlü, romanın eline geçer geçmez kendisini içine çektiğini ve bir gecede bitirdiğini belirterek, "Keşke biraz daha uzun olsaydı, elimden bırakmak istemedim" sözleriyle Baydilli’nin kurgu dünyasına olan hayranlığını dile getirdi. Bu samimi geri bildirim, yazarın kaleminin başarısını ve anlatılan hikâyenin okur üzerindeki büyüleyici etkisini tescilleyen bir anı olarak kaydedildi.

Gözyaşları ve Bir A4 Kağıdına Sığan Duygular
Duygusallığın doruğa ulaştığı anlar ise bir başka katılımcının elindeki A4 kağıdını okumaya başlamasıyla yaşandı. Kendi duygu dünyasında fırtınalar koparan romanın etkilerini önceden kağıda döken hükümlü, satırlarını okurken gözyaşlarına hakim olamadı. Salonda oluşan derin sessizlikte paylaşılan bu duygular, yazarın da katılımıyla ortak bir hüzne ve paylaşıma dönüştü. "Adı Fümya"nın sayfaları arasında kendi hayatlarından parçalar bulan mahkûmlar, edebiyat aracılığıyla içsel bir hesaplaşma ve huzur arayışına girdiler.
“Samimi bir şekilde yapılan bu söyleşi ve sohbetin, tutuklu ve hükümlüler üzerinde etki bırakarak, ruhlarına ve duygularına tercüman olduğunu söyleyebilirim. Bu tür etkinliklerin tutuklu ve hükümlüler üzerinde bilgi, moral ve motivasyon sağlayacağını belirtmek isterim.”
Gerçek Yaşamdan Beslenen Hikâyelerin İyileştirici Gücü
Yaklaşık iki saat süren bu yoğun katılımlı programda Hasan Baydilli, romanın gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkılarak kurgulanma sürecini tüm samimiyetiyle paylaştı. Karşılıklı soru-cevap ve sohbet havasında geçen etkinlik, tutuklu ve hükümlülerin toplumsal hayata olan bağlarını güçlendirirken, onlara dış dünyadan gelen samimi bir dost elinin sıcaklığını hissettirdi. Dilinin döndüğünce insan hikâyelerini anlatan Baydilli, her bireyin bir hikâyesi olduğunu ve bu hikâyelerin paylaşıldıkça anlam kazandığını vurguladı.

Moral ve Motivasyonun Rehabilitasyondaki Önemi
Etkinliğin sonunda Hasan Baydilli, cezaevi idaresine ve bu yararlı buluşmaya ön ayak olan öğretmen Süleyman Yıldız’a teşekkürlerini iletti. Bu tür kültürel faaliyetlerin tutuklu ve hükümlülerin rehabilitasyon sürecinde hayati bir önem taşıdığına dikkat çekildi. Bilgiyle donanan, moral ve motivasyon bulan bireylerin topluma kazandırılma sürecinin daha sağlıklı işleyeceğini belirten yazar, edebiyatın iyileştirici gücünün her yerde var olması gerektiğini ifade ederek kurumdan ayrıldı. Siverek’te gerçekleşen bu edebi buluşma, bir kitabın sadece kağıttan ibaret olmadığını, bazen bir hayata tutunma dalı olabileceğini herkese gösterdi. Haber Feyzi DONAN