Siverekli Gazeteciden Sarsıcı Uyarı: Bu Bir Veba Salgınıdır
Şanlıurfa Siverek'in deneyimli gazetecilerinden Şükrü Dolaş, kaleme aldığı son makalesiyle ilçenin kanayan yarasına parmak basarak tüm dikkatleri bir anda üzerine çekti. Madde bağımlılığını, tarihin en ölümcül salgınlarından biri olan "veba"ya benzeten Dolaş, bu modern salgının farelerden değil, insandan insana bulaştığını ve sadece bireyi değil, ailesini ve tüm çevresini yok eden bir felaket olduğunu vurguladı. Ömrünün baharındaki yüzlerce gencin bu illetin pençesinde kıvrandığını, umutlarının tükendiğini belirten Dolaş'ın yazısı, Siverek'teki anne-babaları ve toplumun tüm kesimlerini derin bir endişe ve sorgulama sürecine itti.
Merak, Umutsuzluk ve Ekonomik Çıkmaz: Zehre Giden Yolun Taşları
Gazeteci Dolaş, makalesinde gençlerin neden bu ölümcül tuzağa düştüğünü çok boyutlu bir şekilde ele alıyor. "Bir kereden bir şey olmaz" diyerek başlayan merak duygusu ve arkadaş çevresine uyum sağlama baskısının ilk adımı oluşturduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, depresyon, anksiyete ve travma gibi psikolojik sorunların yanı sıra aile içi iletişimsizlik ve ilgisizliğin de gençleri savunmasız bıraktığını ifade ediyor. Dolaş'ın en çarpıcı tespiti ise işin ekonomik boyutunda yatıyor. Üniversite diplomasının dahi işsizliğe çare olmadığı, gençlerin okuma yazma bilmeyen babalarıyla aynı yoksul kaderi paylaşmaya mahkum edildiği bir ortamda, oluşan boşluk ve umutsuzluğun gençleri zehrin kollarına ittiğini acı bir gerçeklikle ortaya koyuyor.
Dolaş'tan Yetkililere Net Mesaj: "Ev Yanarken Avluyu Süpürmeyin"
Şükrü Dolaş, sorunun çözümünün sadece polisiye tedbirlerle mümkün olamayacağının altını kalın çizgilerle çiziyor. Yıllardır bu konuda uyarılar yapmasına rağmen yalnız bırakıldığını hisseden Dolaş, yerel yönetimlerden sivil toplum kuruluşlarına, kanaat önderlerinden muhtarlara kadar herkesi acil göreve davet ediyor. Bu konudaki en çarpıcı çağrısını ise bir atasözüyle yapıyor:
Tüm Sivereklilere çağrımdır. Başta yerel yöneticilere şunu demek isterim: “EV YANARKEN AVLUYU SÜPÜRMENİN KİMSEYE BİR FAYDASI YOK!” Bu yangını hep birlikte söndürmek zorundayız. Kolluk kuvvetleri bu konuda özel bir ekip kurmalı, yerel yönetimler mücadele merkezleri açmalı, hep birlikte önlem alınmalıdır.
En Zor Savaş: Ailelerin İnkar Duvarı ve Acı Gerçekler
Makalede, bağımlılıkla mücadelenin en zorlu cephelerinden birinin "aile" olduğu vurgulanıyor. Dolaş, yıllar önce dönemin Siverek Kaymakamı şu an Malatya Valisi Seddar Yavuz bey ile birlikte madde kullanan gençlerin evlerine yaptıkları ziyaretleri hatırlatarak, acı bir gerçeği gözler önüne seriyor. Ziyaret edilen bazı ailelerin, çocuklarının madde kullandığını kabul etmek yerine kendilerine "iftira atıldığını" söyleyerek sert bir tepki gösterdiğini anlatıyor. Bu anı, sorunun çözümünde ilk adımın, ailelerin inkar duvarını yıkarak çocuklarının içinde bulunduğu durumu kabullenmesi ve mücadeleye ortak olması gerektiğini acı bir şekilde kanıtlıyor.
Şafak Operasyonları Yeterli mi? Çözüm Toplumsal Seferberlikte
Dolaş, makalesinde jandarmanın yakın zamanda Siverek'te gerçekleştirdiği ve 53 kişinin gözaltına alındığı büyük şafak operasyonuna da değiniyor. Bu operasyonu, bugüne kadar ilçede yapılan en kapsamlı çalışma olarak nitelendirip takdir ederken, bunun tek başına yeterli olup olmadığını da sorguluyor. Polisiye tedbirlerin caydırıcı olduğunu ancak kalıcı çözümü getiremeyeceğini belirten Dolaş, asıl çözümün yerel yönetimlerin öncülüğünde kurulacak rehabilitasyon merkezleri, sosyal ve kültürel projeler ve en önemlisi toplumun tüm katmanlarının katılacağı bir toplumsal seferberlikten geçtiğini ısrarla dile getiriyor.
Herkesi Yürekten Vuran Çağrı: "Bu Yangın Bir Gün Sizin de Canınızı Yakacak"
Makalesinin sonunda bir gazeteciden çok, bir baba ve bir Siverekli olarak yüreğinin yandığını ifade eden Şükrü Dolaş, en dokunaklı uyarısını "Benim çocuğum kullanmıyor" diyerek kendini teselli edenlere yapıyor. Bu sorunu bir "yangın" olarak niteleyen Dolaş, "Bir gün gelecek, senin çocuğun da bu yangından zarar görecek. Her Siverekli bu yangını yüreğinde hissetmelidir," diyerek tehlikenin aslında ne kadar yakın ve ortak olduğunu vurguluyor. Bu samimi ve endişe dolu çağrı, sorunun sadece belirli ailelerin değil, tüm Siverek'in ortak derdi ve sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Haber Feyzi DONAN