Ana içeriğe geç

Siverek son dakika haberleri, Şanlıurfa ve Siverek'te sıcak gelişmeler, şehir servisleri bölgenin güçlü gazetesi Siverek Hedef Gazetesi'nde.

Şükrü Dolaş’tan Mevlüt Bayraktar’ın “Beyaz Balık” Romanına Duygusal Yorum

Siverekli gazeteci-yazar Şükrü Dolaş, Mevlüt Bayraktar’ın yayımlanan ilk romanı “Beyaz Balık” üzerine kaleme aldığı yazıda, Mezopotamya’nın yarım kalmış sevdalarını ve aşkın önüne çıkan toplumsal engelleri ele aldı.

FLAŞ
Şükrü Dolaş’tan Mevlüt Bayraktar’ın “Beyaz Balık” Romanına Duygusal Yorum
1 / 2

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde  gazeteci-yazar Şükrü Dolaş, gazeteci Mevlüt Bayraktar’ın ilk romanı “Beyaz Balık” üzerine kaleme aldığı değerlendirme yazısında, eserin anlattığı aşk hikâyesini Mezopotamya’nın köklü kültürü ve toplumsal hafızası üzerinden yorumladı. Bayraktar’ın edebiyat dünyasına adım atmasını memnuniyetle karşılayan Dolaş, arkadaşını yeni eserinden dolayı tebrik ederek yazarlık yolculuğunun devam etmesi temennisinde bulundu. İnsanlık tarihi kadar eski olan aşkın, farklı dönemlerde şiirlere, efsanelere ve romanlara konu olduğunu hatırlatan Dolaş, “Beyaz Balık”ın kavuşamayan iki insanın hikâyesini anlatırken aynı zamanda bölgenin geleneklerini, toplumsal baskılarını ve yüreklerde iz bırakan yaşanmışlıklarını da gündeme taşıdığını vurguladı.

Mezopotamya’nın Kadim Sevdaları Edebiyatta Yaşamaya Devam Ediyor

Şükrü Dolaş, yazısında aşkın insanlık tarihi boyunca farklı biçimlerde ifade edildiğine dikkat çekerek Mezopotamya topraklarında anlatılan efsanevi sevdaların kültürel bellekteki yerini değerlendirdi. Yazının, şiirin ve sözlü anlatımın geçmişten günümüze aşkın duygularını aktarmanın en önemli yolları arasında bulunduğunu belirten Dolaş, insanların henüz bugünkü yazı imkânlarına sahip olmadığı dönemlerde bile yaşama ve sevdaya ilişkin izler bıraktığını ifade etti. Bazı aşkların yüzyılları aşarak efsaneye dönüştüğünü, bazılarının ise yaşanmış olmasına rağmen kavuşamayan insanların hikâyeleri olarak hafızalarda kaldığını belirten Dolaş, bu yönüyle aşkın yalnızca iki kişi arasında yaşanan bir duygu olmadığını, aynı zamanda toplumların kültürünü ve edebiyatını besleyen güçlü bir anlatı kaynağı olduğunu ortaya koydu. Ona göre insanlık varlığını sürdürdükçe aşk da farklı hikâyelerle anlatılmaya devam edecek.

Mem û Zîn’den Beyaz Balık’a Uzanan Acı Hikâyeler

Mezopotamya’nın en bilinen aşk anlatılarından biri olan Mem û Zîn’i hatırlatan Dolaş, kavuşamayan âşıkların hikâyelerinin bölge edebiyatında önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi. Bu tür anlatılarda sevginin karşısına kimi zaman toplumsal kurallar, kimi zaman aile baskısı, kimi zaman da dinî ve mezhepsel farklılıkların çıkarıldığına dikkat çekti. Dolaş’ın değerlendirmesinde, âşıkların arasına giren engeller yalnızca kişisel bir anlaşmazlık olarak değil, sevdaların kaderini değiştiren toplumsal meseleler olarak da ele alındı. Mem û Zîn anlatısındaki Beko karakterini örnek gösteren yazar, her dönemin kendine özgü engelleri ve ayrılık nedenleri bulunduğunu belirtti. Mevlüt Bayraktar’ın “Beyaz Balık” romanında da benzer bir acının farklı bir edebî dille işlendiğini ifade eden Dolaş, eserin okurları aşkın önündeki görünür ve görünmez duvarlar üzerine düşünmeye davet ettiğini aktardı.

Kirvelik Geleneği ve Yasaklanan Bir Sevdanın Hikâyesi

“Beyaz Balık” romanının merkezinde yer alan hikâyenin, bölgede akrabalık kadar değer verilen kirvelik geleneğiyle bağlantılı olduğunu belirten Şükrü Dolaş, eserin dikkat çekici yönlerinden birinin bu kültürel ilişkinin aşk üzerindeki etkisini anlatması olduğunu kaydetti. Dolaş’ın aktardığına göre romanda iki kirvenin yaşadığı gerçek bir sevda, çevrenin yargıları ve toplumsal kabuller nedeniyle ağır bir sınavdan geçiyor. Kirveliğin yalnızca bir gelenek değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal bağ olarak görüldüğü coğrafyada, bu ilişkinin sınırları ile bireylerin duyguları arasında yaşanan çatışma hikâyenin temel unsurlarından birini oluşturuyor. Dolaş, geçmişte yaşanmış bu tür olayların yalnızca kişilerin hayatlarında değil, toplumun hafızasında da derin izler bıraktığına dikkat çekerek Bayraktar’ın romanında bu hassas konuyu edebiyatın anlatım gücüyle ele aldığını vurguladı.

“Kirive Sinan” Türküsüyle Aynı Duygusal Dünyaya Açılan Kapı

Şükrü Dolaş, yazısında Şivan Perwer ve Gülistan Perwer’in seslendirdiği “Kirive Sinan” türküsünü de hatırlatarak bölgedeki sevda hikâyelerinin müzik ve edebiyat aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarıldığını belirtti. Türkülerde anlatılan ayrılıkların, kavuşamamanın ve içe işleyen acıların toplumun ortak duygularını yansıttığını ifade eden Dolaş, “Beyaz Balık” romanının da benzer bir duygu dünyasını farklı bir edebî anlatımla okurlara sunduğunu dile getirdi. Dolaş’a göre eserin dikkat çeken tarafı, yalnızca kurgusal bir aşk hikâyesi anlatmakla sınırlı kalmaması; bölgenin geleneklerini, insanların birbirleriyle kurduğu ilişkileri ve toplumsal yargıların bireylerin yaşamlarında oluşturduğu etkileri de gündeme getirmesi. Bu nedenle roman, geçmişte yaşanan sevdaların izini sürerken kültürel hafızanın edebiyat yoluyla nasıl korunabildiğini gösteren bir eser olarak değerlendirildi.

Şükrü Dolaş’tan Genç Okurlara “Beyaz Balık” Tavsiyesi

Mevlüt Bayraktar’ın ilk romanını özellikle gençlerin okumasını tavsiye eden Şükrü Dolaş, eserin sevgi, bağlılık ve toplumsal değerler üzerine düşünmek isteyen okurlar için anlamlı bir anlatı sunduğunu belirtti. Gençlerin aşkı yalnızca romantik bir duygu olarak değil, aynı zamanda sorumluluk, sadakat ve karşılıklı anlayış çerçevesinde değerlendirmeleri gerektiğine işaret eden Dolaş, “Beyaz Balık”ın bu açıdan farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini ifade etti. Yazısının sonunda arkadaşını bir kez daha tebrik eden Dolaş, Bayraktar’ın edebiyat yolculuğunun yeni eserlerle sürmesini diledi. Dolaş, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: \“Ben şahsen şunu derim gençlere: Bu kitabı mutlaka okuyun ve nasıl yüreklerde yaşatılır namuslu sevdalar, öğrenin. Bu kitap sizin aşk ve sevda anlayışınıza bir gerçeklik kazandıracak. Tebrikler sevgili Mevlüt Bayraktar. Kalemin hiç susmasın, yazasın ki acıyı bal eylemesin...”\ Şükrü Dolaş’ın kaleme aldığı yazı, “Beyaz Balık” romanını tanıtırken Mezopotamya’nın kültürel mirasında yer alan aşk hikâyelerinin ve yarım kalmış sevdaların edebiyattaki önemini de yeniden gündeme getirdi. Haber Feyzi DONAN

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Daha fazla yükle