?>

BAĞIMLILIK BİR TERCİH Mİ, HASTALIK MI?

Uzm. Psk. Sinan Dağbakan

2 saat önce

BAĞIMLILIK BİR TERCİH Mİ, HASTALIK MI?

“İsteseydi bırakırdı.”

Bağımlılığı olan bir insanın ardından en sık duyduğumuz cümlelerden biri bu. Sanki mesele yalnızca güçlü bir iradeye sahip olmakla ilgiliymiş gibi…

Peki gerçekten öyle mi?

Bir insan neden kendisine zarar verdiğini bildiği halde alkol kullanmaya devam eder? Neden ailesini, işini, parasını ve sağlığını kaybetme pahasına bir maddeye yönelir? Neden defalarca “Bu son” deyip yeniden başlar?

Çünkü bağımlılık yalnızca bir “tercih” değildir.

Elbette kişi ilk kez alkolü ya da bir maddeyi kullanmaya karar verirken bir seçim yapıyor olabilir. Ancak kullanım tekrarladıkça beyindeki ödül, motivasyon ve dürtü kontrolüyle ilişkili sistemlerde önemli değişiklikler meydana gelir. Zamanla kişi, başlangıçta kendi isteğiyle yaptığı davranışı kontrol etmekte ciddi şekilde zorlanabilir.

İşte bağımlılığın en önemli yanılgısı burada ortaya çıkar.

İlk kullanım bir tercih olabilir.Bağımlılık ise kişinin tercihlerini ve davranışlarını kontrol etme kapasitesini ciddi biçimde etkileyen bir hastalık haline gelebilir.

Bu durum, bağımlı kişinin yaptığı her davranıştan sorumlu olmadığı anlamına gelmez. Bağımlılık bir hastalıktır demek, kişinin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmak değildir. Tam tersine, tedavi ve iyileşme sürecinde kişinin sorumluluk alması gerekir.

Ancak sorumluluk ile suçlamak arasında büyük bir fark vardır.

“İradesizsin.”

“Adam olsan bırakırsın.”

“Ailen için bırak.”

“Biraz güçlü ol.”

“Hani bu sondu.”

Bu cümleler çoğu zaman bağımlılığı çözmek yerine kişinin utanç ve suçluluk duygusunu artırır. Utanç arttıkça kişi kendisini çevresinden daha fazla uzaklaştırabilir. Uzaklaştıkça alkol veya madde, yaşadığı sıkıntılardan kaçmak için daha önemli bir araç haline gelebilir.

Böylece bir döngü oluşur;

Kullanım → kısa süreli rahatlama → sorunların büyümesi → suçluluk ve utanç → yeniden kullanım.

Bu nedenle bağımlılığa yalnızca neden bırakmıyor? sorusuyla bakmak yetersizdir.

Asıl sorulması gerekenlerden biri şudur:

Bu insan neden bırakmakta bu kadar zorlanıyor?

Çünkü bağımlılığın altında çoğu zaman yalnızca madde kullanımı yoktur. Yalnızlık, travmalar, depresif duygular, kaygı, aile problemleri, sosyal çevre, stres, kişilik özellikleri ve kişinin hayatındaki başka birçok sorun bağımlılığın oluşmasında ve sürmesinde rol oynayabilir.

Fakat burada da önemli bir noktayı unutmamak gerekir.Her alkol kullanan kişi bağımlı değildir. Her madde kullanan kişi de aynı şekilde değerlendirilmez. Bağımlılık; kullanımın kişinin hayatındaki kontrolünü, işlevselliğini ve ilişkilerini ne ölçüde bozduğuyla birlikte değerlendirilmesi gereken karmaşık bir tablodur.

Ve bağımlılık yalnızca kullanan kişinin problemi değildir.

Bir ev düşünün…

Akşam eve gelmesini bekleyen bir eş

Davranışlarındaki değişiklikleri anlamaya çalışan bir çocuk

Sürekli endişe eden bir anne

Borçları kapatmaya çalışan bir baba

Her gün Bugün ne olacak? diye yaşayan bir aile…

Bağımlılık, bir kişinin bedeninde başlayan fakat çoğu zaman bütün aile sistemini etkileyen bir soruna dönüşebilir.

Bu yüzden bağımlılıkla mücadelede iki uçtan da kaçınmak gerekir.

Bir tarafta “Kendi seçimi, ne hali varsa görsün” anlayışı vardır.

Diğer tarafta ise kişinin bütün sorumluluğunu ortadan kaldıran yaklaşım.

İkisi de doğru değildir.

Bağımlı kişiyi suçlamadan sorumluluk almasını sağlamak; onu dışlamadan tedaviye yönlendirmek gerekir.

Çünkü bağımlılık utanılacak bir karakter özelliği değil, tedavi edilmesi gereken ciddi bir sağlık sorunudur.

Ve belki de bağımlılıkla mücadelede değiştirmemiz gereken ilk cümle şudur;

İsteseydi bırakırdı.

Bunun yerine şöyle sormalıyız;

Bırakabilmesi için nasıl yardımcı olabiliriz?”

Çünkü bazen bir insanın hayatını değiştiren şey, ona söylenen en sert söz değil; yardım istemesine izin veren ilk cümledir.

Bağımlılığı anlamadan bağımlılıkla mücadele edemeyiz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI