Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi, bu kez tarlalarından yükselen tozlu yollarla değil, o yollardan süzülüp gelen güçlü bir edebi sesle gündemde. 2026 yılının ilk aylarında edebiyat dünyasına "Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Yaşam Hikayeleri ve Talepleri" adlı eseriyle giriş yapan Mehmet İnan, yıllardır toprağın çilesini çekenlerin görünmeyen yüzünü gün yüzüne çıkarıyor. Siverek’in kavurucu sıcağında filizlenen bu eser, sadece bir kitap değil; binlerce işçinin emeğini, umudunu ve hak arayışını temsil eden bir manifesto niteliği taşıyor. Şehrin kültürel hafızasına kazınan bu çalışma, tarım işçiliğinin sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda derin bir sosyolojik olgu olduğunu kanıtlıyor.
İşçinin Kaleminden Çıkan Saf Gerçeklik
Bugüne kadar mevsimlik tarım işçiliği genellikle dışarıdan bir gözle, bazen acıma bazen de sadece istatistiksel bir veri olarak ele alındı. Ancak Mehmet İnan’ı farklı kılan, bizzat bu hayatın içinde yoğrulmuş, çadırın tozunu yutmuş ve güneşin altında ter dökmüş olması. O, elindeki nasırla kalemi birleştirerek, sabahın ilk ışıklarıyla tarlaya gidenlerin, çocuk yaşta göç yollarına düşenlerin ve gurbette memleket özlemi çekenlerin ruh halini en saf haliyle betimliyor. Yazarın kendi yaşantısı, kitabın her sayfasında samimiyetin ve gerçekliğin en büyük teminatı olarak karşımıza çıkıyor; bu da okuyucuya "içeriden" bir bakış açısı sunuyor.
Manşetlerin Ötesindeki Görünmeyen Dünya
Mehmet İnan, eserinde tarım işçilerinin sadece kaza haberleriyle veya mevsimlik çaresizliklerle basına yansıyan trajik hikayelerinden çok daha fazlasını anlatıyor. Kitapta, işçilerin barınma koşullarından eğitim sorunlarına, kültürel çatışmalardan gelecek hayallerine kadar pek çok bilinmeyen detay yer alıyor. İnan’ın temel motivasyonu, toplumun geri kalanının "görüp de geçmediği", derinlemesine anlamadığı o zorlu yaşam döngüsünü tüm çıplaklığıyla okura sunmak. Yıllarca sadece "sayılardan" ibaret görülen bu insanların artık birer ismi, birer hikayesi ve en önemlisi de geleceğe dair somut talepleri bu kitapla resmiyet kazanıyor.
"Bugüne kadar tarım işçilerinin yaşamlarının zorlukları gerçek anlamda anlatılmadı. Ben bu insanların içinden biri olarak yazdığım kitapta gerçekleri ve bilinmeyenleri kaleme aldım. Bu eser, sadece bir hikaye anlatısı değil, aynı zamanda bu insanların taleplerinin ve varlıklarının bir kanıtıdır. Bizim hikayemiz artık sadece tarlalarda değil, tarihin sayfalarında da yer alacak."
Siverek’ten Türkiye’nin Kitap Raflarına Uzanan Yol
Siverekli yazarın bu ses getiren çalışması, yerel bir başarı olmanın çok ötesine geçerek tüm Türkiye’deki kitapçıların raflarında yerini aldı. Dağıtım ağının genişliği sayesinde, batıdan doğuya her okur, tabağına gelen gıdanın arkasındaki gizli kahramanların kim olduğunu Mehmet İnan’ın cümleleriyle keşfedecek. Eserin ulusal çapta ilgi görmesi, hem Siverek’in kültürel potansiyelini sergiliyor hem de mevsimlik işçilerin sorunlarının akademik ve sosyolojik bir zeminde tartışılmasına olanak sağlıyor. Bu başarı, zor şartlar altında dahi azmin ve sanatın nasıl filizlenebileceğinin en güzel örneği olarak görülüyor.
Biz de Siverek basını olarak, toprak kokan bu eseri literatüre kazandıran ve mazlumun sesi olan Mehmet İnan’ı canıgönülden tebrik ediyor, kaleminin her daim keskin olmasını diliyoruz. Kalemiyle toprağı harmanlayan İnan, umuyoruz ki daha pek çok işçiye ilham kaynağı olur ve onların da seslerini duyurmalarına kapı açar. Gelecekte bu tür eserlerin artması, toplumsal adalet ve anlayışın inşasında en sağlam tuğlalardan biri olacaktır. Mehmet İnan’ın bu onurlu mücadelesi, Siverek’in gurur hanesine altın harflerle yazılmış durumda. Haber Feyzi DONAN