BAĞIMLILIK BİR TERCİH Mİ, HASTALIK MI?

Uzm. Psk. Sinan Dağbakan
Uzm. Psk. Sinan Dağbakan

Uzman Psikolog Sinan Dağbakan Kimdir?

1995 yılında İstanbul’da doğan Uzman Psikolog Sinan Dağbakan; bireysel terapi, aile ve çift danışmanlığı, çocuk-ergen psikolojisi ile bağımlılık alanlarında çalışmalar yürüten bir psikologdur. 2019 yılından bu yana klinik çalışmalarını aralıksız sürdüren Dağbakan, psikoterapi uygulayıcılığının yanı sıra eğitimler, seminerler, kitap çalışmaları ve dijital içerik üretimiyle psikolojik farkındalık sunmaya devam etmektedir.

Eğitim Hayatı ve Klinik Deneyimi

Lisans eğitimini Girne Amerikan Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde başarıyla tamamlayan Sinan Dağbakan, aynı yıl Üsküdar Üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimine başlayarak alanındaki uzmanlık derecesini almıştır.

Akademik eğitimi boyunca teorik bilgiyi güçlü bir saha pratiğiyle pekiştiren Dağbakan; Balıklı Rum Hastanesi ve Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin nevroz ve psikoz servislerinde görev alarak klinik ortamda geniş bir deneyim kazanmıştır.

Uzmanlık ve Çalışma Alanları

Bireysel terapi, aile terapisi, cinsel terapi ve bağımlılık psikolojisi başta olmak üzere yetişkin, ergen ve çocuklara yönelik kapsamlı psikolojik danışmanlık hizmeti sunan Sinan Dağbakan, danışanlarına en uygun yaklaşımı sunabilmek adına mesleki donanımını sürekli geliştirmektedir. Bu doğrultuda;

  • Bilişsel Behaviorist / Davranışçı Terapi (BDT),
  • Cinsel Terapi,
  • Pozitif Psikoterapi,
  • Aile Terapisi,
  • Yetişkin, Ergen ve Çocuklara Yönelik Objektif/Projektif Test Uygulamaları

eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır.

Sinan Dağbakan, mesleki çalışmalarını İstanbul Kadıköy’deki kendi özel kliniğinde sürdürmektedir.

Bağımlılık Çalışmaları ve "Özgür Köleler" Kitabı

Uzman Psikolog Sinan Dağbakan’ın özel olarak yoğunlaştığı alanların başında bağımlılık psikolojisi gelmektedir. Bağımlılığın bireysel, ailevi ve toplumsal boyutlarını ele alan Dağbakan, bu hususta toplumsal bilinci artırmayı hedefleyen çalışmalara imza atmıştır.

Bu birikimin bir sonucu olarak kaleme aldığı "Özgür Köleler" adlı kitabı; bağımlılıkla mücadele eden bireylere, ailelerine ve topluma yol gösterici bir rehber niteliği taşımakta, farkındalık ve dayanışma vizyonu sunmaktadır.

Toplumsal Farkındalık, Seminerler ve Medya

Ruh sağlığı bilgisinin toplumun her kesimine ulaşmasını ilke edinen Dağbakan,  çok sayıda seminer, eğitim ve kamuya açık etkinlikte konuşmacı olarak yer almıştır.

Televizyon, radyo ve sosyal medya kanalları aracılığıyla karmaşık psikolojik olguları günlük yaşamın içinden örneklerle basitleştirerek aktaran Dağbakan, geniş kitlelerde psikolojik farkındalık oluşturmayı sürdürmektedir.

Mesleki Yaklaşımı

Sinan Dağbakan’ın terapi anlayışının merkezinde, psikolojik sorunları yalnızca semptom bazlı ele almak yerine bireyin yaşam koşullarını, ilişki dinamiklerini, çevresel faktörlerini ve duygusal ihtiyaçlarını bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmek yer alır. Akademik altyapısını kanıta dayalı terapi ekolleriyle birleştiren Dağbakan, danışanlarının yaşam kalitesini artırma hedefiyle danışmanlık süreçlerini yürütmektedir.

BAĞIMLILIK BİR TERCİH Mİ, HASTALIK MI?
12-09-2026

BAĞIMLILIK BİR TERCİH Mİ, HASTALIK MI?

“İsteseydi bırakırdı.”

Bağımlılığı olan bir insanın ardından en sık duyduğumuz cümlelerden biri bu. Sanki mesele yalnızca güçlü bir iradeye sahip olmakla ilgiliymiş gibi…

Peki gerçekten öyle mi?

Bir insan neden kendisine zarar verdiğini bildiği halde alkol kullanmaya devam eder? Neden ailesini, işini, parasını ve sağlığını kaybetme pahasına bir maddeye yönelir? Neden defalarca “Bu son” deyip yeniden başlar?

Çünkü bağımlılık yalnızca bir “tercih” değildir.

Elbette kişi ilk kez alkolü ya da bir maddeyi kullanmaya karar verirken bir seçim yapıyor olabilir. Ancak kullanım tekrarladıkça beyindeki ödül, motivasyon ve dürtü kontrolüyle ilişkili sistemlerde önemli değişiklikler meydana gelir. Zamanla kişi, başlangıçta kendi isteğiyle yaptığı davranışı kontrol etmekte ciddi şekilde zorlanabilir.

İşte bağımlılığın en önemli yanılgısı burada ortaya çıkar.

İlk kullanım bir tercih olabilir.Bağımlılık ise kişinin tercihlerini ve davranışlarını kontrol etme kapasitesini ciddi biçimde etkileyen bir hastalık haline gelebilir.

Bu durum, bağımlı kişinin yaptığı her davranıştan sorumlu olmadığı anlamına gelmez. Bağımlılık bir hastalıktır demek, kişinin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmak değildir. Tam tersine, tedavi ve iyileşme sürecinde kişinin sorumluluk alması gerekir.

Ancak sorumluluk ile suçlamak arasında büyük bir fark vardır.

“İradesizsin.”

“Adam olsan bırakırsın.”

“Ailen için bırak.”

“Biraz güçlü ol.”

“Hani bu sondu.”

Bu cümleler çoğu zaman bağımlılığı çözmek yerine kişinin utanç ve suçluluk duygusunu artırır. Utanç arttıkça kişi kendisini çevresinden daha fazla uzaklaştırabilir. Uzaklaştıkça alkol veya madde, yaşadığı sıkıntılardan kaçmak için daha önemli bir araç haline gelebilir.

Böylece bir döngü oluşur;

Kullanım → kısa süreli rahatlama → sorunların büyümesi → suçluluk ve utanç → yeniden kullanım.

Bu nedenle bağımlılığa yalnızca neden bırakmıyor? sorusuyla bakmak yetersizdir.

Asıl sorulması gerekenlerden biri şudur:

Bu insan neden bırakmakta bu kadar zorlanıyor?

Çünkü bağımlılığın altında çoğu zaman yalnızca madde kullanımı yoktur. Yalnızlık, travmalar, depresif duygular, kaygı, aile problemleri, sosyal çevre, stres, kişilik özellikleri ve kişinin hayatındaki başka birçok sorun bağımlılığın oluşmasında ve sürmesinde rol oynayabilir.

Fakat burada da önemli bir noktayı unutmamak gerekir.Her alkol kullanan kişi bağımlı değildir. Her madde kullanan kişi de aynı şekilde değerlendirilmez. Bağımlılık; kullanımın kişinin hayatındaki kontrolünü, işlevselliğini ve ilişkilerini ne ölçüde bozduğuyla birlikte değerlendirilmesi gereken karmaşık bir tablodur.

Ve bağımlılık yalnızca kullanan kişinin problemi değildir.

Bir ev düşünün…

Akşam eve gelmesini bekleyen bir eş

Davranışlarındaki değişiklikleri anlamaya çalışan bir çocuk

Sürekli endişe eden bir anne

Borçları kapatmaya çalışan bir baba

Her gün Bugün ne olacak? diye yaşayan bir aile…

Bağımlılık, bir kişinin bedeninde başlayan fakat çoğu zaman bütün aile sistemini etkileyen bir soruna dönüşebilir.

Bu yüzden bağımlılıkla mücadelede iki uçtan da kaçınmak gerekir.

Bir tarafta “Kendi seçimi, ne hali varsa görsün” anlayışı vardır.

Diğer tarafta ise kişinin bütün sorumluluğunu ortadan kaldıran yaklaşım.

İkisi de doğru değildir.

Bağımlı kişiyi suçlamadan sorumluluk almasını sağlamak; onu dışlamadan tedaviye yönlendirmek gerekir.

Çünkü bağımlılık utanılacak bir karakter özelliği değil, tedavi edilmesi gereken ciddi bir sağlık sorunudur.

Ve belki de bağımlılıkla mücadelede değiştirmemiz gereken ilk cümle şudur;

İsteseydi bırakırdı.

Bunun yerine şöyle sormalıyız;

Bırakabilmesi için nasıl yardımcı olabiliriz?”

Çünkü bazen bir insanın hayatını değiştiren şey, ona söylenen en sert söz değil; yardım istemesine izin veren ilk cümledir.

Bağımlılığı anlamadan bağımlılıkla mücadele edemeyiz.

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?