ÇOCUĞUNUZ OKULA HAZIR, PEKİ SİZ?

Arzu Kılıç Dağbakan
Arzu Kılıç Dağbakan

Arzu Kılıç Dağbakan, toplumsal meseleleri insan odaklı bir bakış açısıyla ele alan köşe yazarı ve yazardır. Yazılarında yaşadığı coğrafyanın sosyal ve kültürel yapısından hareketle toplumun gündelik yaşamına dokunan konuları gündeme taşımaktadır.

Uzun yıllardır çeşitli gazete ve dijital yayınlarda kaleme aldığı köşe yazılarında; eğitim, kadın ve çocukların yaşadığı sorunlar, toplumsal dayanışma, kültürel değerler, yerel yönetimler, şehir yaşamı, gençlik, bağımlılıkla mücadele ve sosyal sorumluluk gibi konulara ağırlık vermektedir.

Özellikle Şanlıurfa ve Siverek başta olmak üzere bölgenin sosyal sorunlarını yakından takip eden Dağbakan, gazeteciliği yalnızca sorunların aktarılması olarak değil, vatandaşların sesinin ilgili kurumlara ulaştırılmasını sağlayan toplumsal bir sorumluluk alanı olarak görmektedir.

Yazılarında toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Dağbakan; eğitimde fırsat eşitliğinden kadın ve çocukların karşılaştığı güçlüklere, kırsal bölgelerde yaşanan altyapı problemlerinden gençleri tehdit eden bağımlılığa kadar geniş bir konu yelpazesini ele almaktadır.

Yazarlık ve Edebiyat Çalışmaları

Arzu Kılıç Dağbakan, gazete ve köşe yazarlığının yanı sıra kitap çalışmalarıyla da okurlarıyla buluşmaktadır.

Çocuklara yönelik hazırladığı “Arzucan Keşfediyor” serisiyle çocukların yaşadıkları dünyayı keşfetmelerine; doğa, hayvanlar, bilim, çevre, tarih ve kültür konularında farkındalık kazanmalarına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Serinin “Arzucan Keşfediyor 1 / Geri Dönüşüm” adlı kitabında çevre bilinci ve geri dönüşüm konusu çocukların anlayabileceği bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Eser, Kalemşor Yayınları tarafından yayımlanmıştır.

Yazılarında Öne Çıkan Konular

Arzu Kılıç Dağbakan'ın köşe yazılarında öne çıkan başlıca konular arasında:

  • Toplumsal sorunlar ve sosyal sorumluluk

  • Eğitim ve fırsat eşitliği

  • Kadın ve çocukların sorunları

  • Gençlik ve bağımlılıkla mücadele

  • Şanlıurfa ve Siverek'in yerel sorunları

  • Kültürel değerlerin korunması

  • Kırsal bölgelerin sorunları

  • Çevre ve sürdürülebilirlik

  • İnsan ilişkileri, vicdan ve toplumsal değerler

  • Yerel yönetimler ve vatandaşların hizmet beklentileri

yer almaktadır.

Toplumun sorunlarını görünür kılmayı ve çözüm arayışlarına katkı sunmayı önemseyen Dağbakan, köşe yazılarında eleştirel yaklaşımın yanında çözüm, dayanışma ve toplumsal duyarlılık çağrılarına da yer vermektedir.

ÇOCUĞUNUZ OKULA HAZIR, PEKİ SİZ?
25-08-2026

Okulların açılmasına sayılı günler kala evlerde tatlı bir telaş başladı. Özellikle anaokuluna ilk kez başlayacak çocukların ailelerinde bu heyecan, zaman zaman yoğun bir kaygıya dönüşüyor. Çantalar hazırlanıyor, kıyafetler seçiliyor, okullar araştırılıyor… Ancak bütün bu koşturmacanın arasında, çoğu zaman asıl hazırlamamız gereken kişiyi unutuyoruz. Çocuğumuzu mu okula hazırlıyoruz, yoksa kendimizden ayrılmaya mı?

Gözlemlediğim kadarıyla okul öncesi dönemde çocuktan çok ebeveynlerin özellikle annelerin kaygısı yükseliyor. "Acaba bana ihtiyaç duyarsa ne olacak? Ya ağlarsa? Ya beni özlerse? Ya tuvaletini söyleyemezse? Ya okulda başına bir şey gelirse?" Sorular uzayıp gidiyor. Zihnimizde küçük bir çocuğun okula başlayışı, büyük bir ayrılık ve bilinmezlik hikayesine dönüşüyor. Oysa bu süreç, hayatın en doğal gelişim basamaklarından biri.

Ve sevgili ebeveynler özellikle anneler; Belki de burada durup kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor. Çocuğum gerçekten hazır değil mi, yoksa ben ondan ayrılmaya hazır değil miyim?

Çocuklar Duygularınızı Okur; Çocuklar düşündüğümüzden çok daha güçlü.Ancak çevredeki yetişkinlerin duygularını da sandığımızdan hızlı sezebiliyorlar. Çocuğun karşısında "Sen yapabilirsin" deyip yüzümüzde korku, sesimizde endişe taşıyorsak, çocuk kelimelerimizi değil, korkumuzu okur.

"Anne beni okula bırakacak ama çok korkuyor. Demek ki okulda korkulacak bir şey var."

Bazen uyum sürecini zorlaştıran şey okulun kendisi değil, evden sınıfa taşınan bu görünmez kaygıdır. Anne sürekli "Ağlamayacaksın değil mi? Beni özleyecek misin?" diye sorarsa, çocuk henüz yaşamadan ayrılığın korkutucu olduğuna inanmaya başlar. İşte tam bu noktada ebeveynin yapması gereken çocuğun elini daha sıkı tutmak değil, yavaş yavaş serbest bırakmayı öğrenmektir.

Büyümelerine İzin Verin; Anaokulu, evden kopuş değil bağımsız bir birey olma yolunda atılan ilk adımdır. Çocuk birkaç saat boyunca kendi akranlarıyla sosyalleşecek, sırasını bekleyecek, kendi eşyalarına sahip çıkacak ve küçük sorunlarla baş etmeyi öğrenerek keyifli zaman geçirecektir.

Elbette zorlanabilirler; İlk günlerde ağlayabilir veya annelerini özleyebilirler.Yemeği reddedebilir ya da tuvalet konusunda aksilikler yaşayabilirler.İçine kapanabilir veya fazlasıyla hareketli davranabilirler.Sınıf kuralları başladığında evdeki özgür hayatı elinden gittiği için okulu sevmediğini, gitmek istemediğini söyleyebilir.

Bunların hiçbiri "çocuğum okula hazır değil" anlamına gelmez.Yalnızca zamana ihtiyacı olduğunu gösterir. Her düşüşlerinde onları hemen kaldırmayın, her ihtiyacını çocuğunuz söylemeden karşılamayın. Çocuğun bağımsızlaşması, sizin onun yerine yaptıklarınızla değil, kendi başına başarmasına izin verdiklerinizle gerçekleşir. Ona verebileceğiniz en büyük güven mesajı şudur: "Sen bunu yapabilirsin, ben sana inanıyorum."

Doğru Cümleler, Sağlam Adımlar; İyi niyetle kurulan bazı cümleler, çocukta okulun tehlikeli olduğu algısını yaratabilir.

Kaçınmamız gerekenler: "Beni özlersen hemen öğretmenine söyle, seni erken alırım." "Öğretmen sana kızdı mı?"  "Kapıda bekleyeceğim."

Yerine koyabileceklerimiz: "Okulda çok güzel zaman geçireceksin."  "Öğretmenin her konuda sana yardımcı olacak." "Ben işlerimi bitirip seni almaya geleceğim."

Çocuk içeride yeni dünyasını keşfederken, kapının arkasında gözü yaşlı beklemek veya eve döndüğünde ilk olarak "Bugün ağladın mı?" diye sormak yerine, günü "Bugün seni en çok ne mutlu etti?" sorusuyla karşılayın. Çocuğun okul anılarının kaygı üzerine kurulmasına izin vermeyin.

Kusursuz Bir Başlangıç Beklemeyin; Anaokuluna başlayan bir çocuğun her şeyi kusursuz yapmasını beklemeyin. Ayakkabısını henüz bağlayamıyor, yemeğini yavaş yiyor ya da oyuncağını paylaşmak istemiyor olabilir. Bunlar birer başarısızlık değil, çocukluğun ta kendisidir.

Onlara yanılmaları, denemeleri ve yeniden başlamaları için alan bırakın. Çocuklarımızın kendi ayakları üzerinde durmasını istiyorsak, bugün onların ellerine sımsıkı tutunmaktan vazgeçmeliyiz.

Okullar açılıyor… Yeni sınıflar, yeni öğretmenler, yeni arkadaşlar ve yepyeni hikayeler başlıyor. Bu hikayenin ilk sayfasını korkuyla değil, güvenle açalım. Onları koruyalım ama hayatın doğal akışından koparmadan…

Ve sevgili ebeveynler, artık çocuklarımızın büyüdüğünü kabul edelim.Çocuğunuza bağlılığı lütfen bağımlılığa dönüştürmeyelim…

 Çocuğunuz okula hazır; peki siz, onlardan bir adım geriye çekilip kendi yollarını bulmasına izin vermeye hazır mısınız?

 

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?