Neolitik Çağ’ın Pastel Renklerle Yeniden Doğuşu
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Şanlıurfa’da hayata geçirdiği etkinlikler, şehrin kadim tarihini sanatın evrensel diliyle buluşturdu. Mehmet Akif İnan Konferans ve Sergi Salonu’nda düzenlenen “Pastelden Tarihe” etkinliği, genç yeteneklerin Şanlıurfa Neolitik Dönemi’ne ait mirası görsel sanatlar aracılığıyla yorumlamasına olanak tanıdı. Öğrenciler; Göbeklitepe, Karahantepe ve Nevali Çori gibi dünya mirası sayılan arkeolojik merkezlerden ilham alarak pastel teknikleriyle özgün eserler ürettiler. Bu disiplinlerarası öğrenme süreci, sadece estetik bir üretim değil, aynı zamanda bölgenin tarihi figürlerinin ve sembollerinin genç kuşaklar tarafından içselleştirilmesini sağlayan bir kültürel miras bilinci oluşturdu.

Geleneksel Zanaatlar Atölye Masasında Canlandı
Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi, festival süresince geleneksel sanatların nabzının attığı bir merkeze dönüştü. Usta ellerin rehberliğinde gerçekleştirilen “Tespih Atölyesi”, katılımcılara bir sabır ve estetik yolculuğu sundu. Taş, ağaç ve kemik gibi doğal materyallerin imame ve püskülle buluşma süreci, kadim bir zanaatın inceliklerini günümüze taşıdı. Eş zamanlı olarak düzenlenen “Keçe Atölyesi”nde ise yünün su ve sabunla imtihanı çocukların meraklı bakışları altında sergilendi. Doğal liflerin geleneksel tepme yöntemleriyle işlenmesi, teknoloji çağında unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının dokunsal bir deneyimle yeniden keşfedilmesini sağladı.

Kentin Kültür Rotasında Pedal Sesleri
Festivalin sadece sergi salonlarıyla sınırlı kalmadığını kanıtlayan “Şehir İçi Bisiklet Turu”, katılımcılara kentin tarihi dokusunu aktif bir şekilde keşfetme imkanı sundu. Güvenlik önlemleri altında belirlenen özel rota boyunca pedal çeviren sporcular ve kültür meraklıları, Şanlıurfa’nın dar sokaklarından görkemli yapılarının önüne uzanan bir parkurda spor ile tarihi birleştirdi. Bu etkinlik, kentin turizm rotalarının sadece araçlarla değil, sürdürülebilir ulaşım araçlarıyla da deneyimlenebileceğini göstererek festivalin çevreci ve dinamik yüzünü temsil etti. Şehrin kültürel durakları arasında kurulan bu canlı köprü, katılımcılar için hem fiziksel bir aktivite hem de görsel bir şölen niteliği taşıdı.

Arkeopark Alanında Deneysel Arkeoloji Heyecanı
Çocuklar için hazırlanan en dikkat çekici alanlardan biri olan Arkeopark, deneysel arkeoloji yöntemleriyle minik ziyaretçilerini geçmişin gizemli dünyasına davet etti. Düzenlenen kazı eğitimleri ve sikke basımı uygulamalarıyla çocuklar, toprağın altında saklı kalan tarihin nasıl gün yüzüne çıkarıldığını bizzat deneyimlediler. Kazı süreçlerini ve eski dönemlerin üretim tekniklerini öğrenen küçük arkeolog adayları, teorik bilgiyi pratiğe dökme şansı buldular. Kendi sikkelerini basarak tarihin üretim halkasına dahil olan çocuklar için festival, bir eğlence alanından öte, geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprüye dönüştü. Etkinliğin amacını özetleyen yetkililer süreci şu sözlerle aktardı: “Deneysel arkeoloji yöntemleriyle yürüttüğümüz bu çalışmalarda çocuklar, kazı süreçlerini bizzat deneyimleyerek geçmiş dönem üretim tekniklerini yakından tanıma fırsatı buldular. Amacımız, tarihin tozlu sayfalarını çocuklar için eğlenceli ve öğretici birer hayat dersine dönüştürmektir.”

Çocuk Köyü: Eğlence ve Teknoloji Bir Arada
Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi bahçesine kurulan devasa “Çocuk Köyü”, festivalin en renkli ve hareketli noktası olarak öne çıktı. Şişme oyun parklarından dev kaydıraklara, halka atmadan dijital dart oyunlarına kadar geniş bir yelpazede sunulan etkinlikler, çocuklara unutulmaz anlar yaşattı. Özellikle VR Balon Turu, katılımcıları sanal gerçeklik teknolojisiyle Kapadokya semalarında gezdirirken; kum boyama ve bez çanta tasarımı gibi atölyeler miniklerin yaratıcılığını destekledi. Geleneksel Karagöz Atölyesi ise gölge oyunu kültürünü dijital neslin ellerine taşıyarak gelenek ile moderniteyi aynı çadırda buluşturdu. Takım ruhunu pekiştiren halat çekme ve çuval yarışları, festival alanını kahkahalarla doldurdu.

Modern Binicilikten Sanal Manzaralara Uzanan Deneyim
Festivalin sunduğu çok yönlü program kapsamında hayata geçirilen “Minik Biniciler Müze Yolunda” etkinliği, çocukların hayvanlarla sağlıklı iletişim kurmasını sağladı. Midillilerle güvenli bir ortamda tanışan çocuklar, hem fiziksel koordinasyonlarını geliştirdiler hem de doğa sevgisini pekiştirdiler. Müze bahçesinin tarihi atmosferinde gerçekleştirilen bu etkinlik, çocukların duygusal gelişimine katkı sunarken festivalin doğa dostu kimliğini güçlendirdi. VR teknolojisinden geleneksel biniciliğe kadar uzanan bu çeşitlilik, Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali’ni her yaştan ve her ilgi alanından birey için vazgeçilmez bir durak haline getirdi. Şehir, festival boyunca hem sanatın hem de eğlencenin merkezi olmayı başardı. Haber Feyzi DONAN