Gündem

Siverek’ten Geleceğe Uzanan Kültürel Direnişle Zazacanın Bekası

Bölge Coğrafyasında Binlerce yıllık bir toplumsal bellek olan Zazaca, neden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya? İnançlar arasındaki tarihsel gerilimler bir dili nasıl sessizliğe mahkûm etti? Gelecek kuşaklara onurlu bir miras mı, yoksa sadece hüzünlü bir anı mı bırakacağız?

Siverek’ten Geleceğe Uzanan Kültürel Direnişle Zazacanın Bekası
06-01-2026 15:46
ŞANLIURFA

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinden Adıyaman’ın Gerger’ine, Diyarbakır’ın Çermik ve Hazro bölgelerinden Bingöl ve Çevresi Tunceli’nin Dersim dağlarına kadar geniş bir coğrafyada yankılanan Zazaca, bugün varoluşsal bir yol ayrımında bulunuyor. Bu kadim bölgede varlığını hissettiren Zaza halkı için dillerini yaşatmak, korumak ve yarınlara aktarmak artık basit bir kültürel tercih olmaktan çıkıp, toplumsal bir zorunluluk haline gelmiştir. Zazaca sadece bir iletişim aracı değil; bir halkın kolektif hafızası, sarsılmaz kimliği, hem köklü geçmişi hem de aydınlık geleceğidir. Bu dili yaşatmak, aslında doğrudan kendi varlığımızı ve özgünlüğümüzü korumakla eşdeğerdir.

Tarihsel Parçalanmışlık ve Adlandırma Krizi

Zazaca bugün, ne yazık ki farklı inanç gruplarının ve mezhepsel aidiyetlerin arasına sıkışarak dar bir alana hapsedilmektedir. İnançların tarih boyunca yaşadığı toplumsal çatışmalar, bu dilin birleştirici gücünü zayıflatmış; Zazacanın unutulmasına, bölgeselleşmesine ve hatta bizzat kendi konuşanları tarafından ötekileştirilmesine yol açmıştır. Öyle ki, aynı dili konuşan bireyler bile dillerini farklı isimlerle adlandırmakta, ortak bir dil bilinci etrafında kenetlenememektedir. Bu gidişatın dilin geleceği için karanlık bir tablo oluşturacağı, aslında uzun süredir kendisini hissettiren bir gerçektir.

Kültürün Taşıyıcı Kolonu: Dil ve İnanç Dengesi

İnanç sistemlerine olan saygı sonsuz olsa da, bir toplumun dili sustuğunda o dille ifade edilen maneviyatın da zamanla silinip gitmesi kaçınılmaz bir sondur. Bir toplumun başka halkların dilleriyle kendi aidiyetini, kültürünü ve tarihsel hafızasını sürdürmesi imkansızdır. Dil, bir toplumun taşıyıcı kolonu gibidir; o kolon bir kez sarsıldığında veya yıkıldığında, üzerine inşa edilen inançlar ve gelenekler de çökmeye mahkûm kalır. Bu nedenle, dili korumak aslında inancı ve kültürü de geleceğe taşımaktır.

İnançların Ötesinde Bir Dil Birliği

Zazacanın yok olmasına izin verilmemelidir; çünkü Zazaca bir inanç sistemi değil, binlerce yıllık bir dildir. Bu dil, Alevilik veya Sünnilik gibi inanç başlıkları altında bölünemez, parçalara ayrılamaz ve belirli bir kesime indirgenemez. Zazacanın herhangi bir inanç kalıbına hapsedilmesi, onu daraltmak ve hayatiyetini zayıflatmak anlamına gelir. Toplumlar elbette inançlarını özgürce yaşamalıdır; ancak hiçbir toplum, kendi ana dilini unutup başka bir toplumun diline sarılması kadar büyük bir yabancılaşmayı ve tarihsel kopuşu kabullenemez.

“Kendi dilini terk eden bir toplum, zamanla kendisini de terk eder. Zazaca sadece bir dil değildir; bir hafızadır, bir kimliktir, bir geçmiş ve bir gelecektir. Onu yaşatmak, kendimizi yaşatmaktır. Zazaca’nın korunması artık bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluktur.”

Yabancılaşma Tehdidi ve Özüne Dönüş Çağrısı

Kendi ana dilinden uzaklaşan bir toplum, zamanla kendi ruhuna da yabancılaşır. Dilini yitiren bir halk, geçmişiyle olan bağlarını koparır ve geleceğini başkalarının kelimeleriyle inşa etmeye mahkûm olur. Bu nedenle Zazacanın korunması ve gelecek kuşaklara bir miras olarak aktarılması, her türlü tartışmanın ötesinde hayati bir görevdir. Dilimizi terk etmek, bir bakıma kendi özümüzü ve tarihsel varlığımızı terk etmekle birdir. Bu yabancılaşma zincirini kırmanın tek yolu, dile her koşulda sahip çıkmaktır.

Geleceğe Kalan Tek Emanet: Ortak Hafıza

Siverek’ten başlayarak tüm Zaza coğrafyasına yayılan bu kültürel çığlık, bir halkın var olma iradesini temsil etmektedir. Zazacayı korumak, sadece geçmişe bir vefa borcu değil, çocuklarımıza kimlikli bir gelecek bırakma sözüdür. Eğer bu dilin taşıyıcı kolonları sağlam tutulursa, Zaza kültürü ve inançları da o denli uzun ömürlü olacaktır. Kendi hafızamıza sahip çıkmak ve Zazacayı hayatın her alanında konuşulur kılmak, toplumsal bir direniş ve yeniden doğuşun anahtarıdır.

 Unesco Kaybolmaya Yüz Tutmuş Diller Arasında Zazacanın Olduğunu da Belirterek Bu Dilin Koruma Altına Alınmasına Dikkat Çekti.  Haber Feyzi DONAN

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER