Gündem

Siverek’in "Çirkin Kralı" İstanbul’da Devleşti: Yılmaz Güney 89. Yaşında Dualar ve Sanatla Anıldı!

Sinemamızın efsanevi ismi, "Taçsız Kral" Yılmaz Güney’in 1 Nisan 1937’de Siverekli bir ailenin evladı olarak başlayan destansı yolculuğu, İstanbul’da düzenlenen bu özel gecede nasıl yankı buldu? İstanbul Siverek Kültür, Bilim ve Sanat Derneği’nin Halil Yoğunlu başkanlığında gerçekleştirdiği organizasyon, usta sanatçının dostlarını ve hemşehrilerini hangi duygusal iklimde buluşturdu? Yılmaz Güney’in sadece bir yönetmen değil, aynı z

Siverek’in "Çirkin Kralı" İstanbul’da Devleşti: Yılmaz Güney 89. Yaşında Dualar ve Sanatla Anıldı!
02-04-2026 08:34
ŞANLIURFA

İstanbul’da Siverek Rüzgarı ve Vefa Buluşması

İstanbul Siverek Kültür, Bilim ve Sanat Derneği, Türk sinemasının mihenk taşlarından biri olan hemşehrileri Yılmaz Güney’i, doğumunun 89. yıl dönümünde düzenlediği görkemli bir organizasyonla yâd etti. Dernek Başkanı Halil Yoğunlu ve yönetim kurulu üyelerinin titiz hazırlıklarıyla gerçekleşen anma programı, sanatçının dostlarını, fikir arkadaşlarını ve çok sayıda Siverekliyi bir araya getirdi. Geleneksel hale getirilen bu anlamlı buluşmada, Yılmaz Güney’in sadece biyografisi değil; kişiliği, sanata bakış açısı ve toplumsal meselelere olan duyarlılığı geniş bir perspektifle ele alındı. İstanbul’un kalbinde yükselen Siverekli kimliği, usta sanatçının mirasına sahip çıkarak kadim bir vefa örneği sergiledi.

Bir Toplumun Aynası: Yılmaz Güney’in Yaşam Öyküsü

Dernek Başkanı Halil Yoğunlu, programda yaptığı etkileyici konuşmada Yılmaz Güney’in hayatını "bir ülkenin ve toplumun aynası" olarak tanımladı. 1 Nisan 1937’de başlayan bu serüvenin, çelişkilerle dolu bir coğrafyanın ve acılarla yoğrulmuş bir halkın özeti olduğunu vurgulayan Yoğunlu, Güney’in sadece film çeken bir teknisyen olmadığını belirtti. O, kelimelerle, karelerle ve en çok da derin suskunluklarla direnen usta bir anlatıcıydı. Anadolu’nun bağrından kopup gelen bu güçlü sesin, sinemayı bir eğlence aracı olarak değil, bir yüzleşme ve hakikat arayışı olarak kullanması, törene katılanlar tarafından büyük bir hayranlıkla dile getirildi.

Uluslararası Başarıdan Politik Yüzleşmeye: Yol’un İzleri

Anma programında, Yılmaz Güney’in dünya sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran "Yol" filminin kazandığı uluslararası başarılar da geniş yer buldu. Sanatçının kamerasının sadece bir görüntü kaydedici değil; adaletsizliği ifşa eden, görünmeyeni görünür kılan devrimci bir araç olduğu ifade edildi. Anadolu’nun yoksul köylerinden cezaevi duvarlarının soğukluğuna kadar uzanan hikâyelerinde hep "İnsan ve ülke nasıl özgür olur?" sorusunun yankılandığı hatırlatıldı. Güney’in sanatının estetik bir kaygıdan ziyade, derin bir politik ve insani vicdanın ürünü olduğu, katılımcıların ortak kanaati olarak vurgulandı.

Bedel Ödemekten Kaçınmayan Bir Direniş Özesi

Yılmaz Güney’in hayatı boyunca karşılaştığı hapishaneler, sürgünler ve yasakların, onun sanatına kattığı "direniş öznesi" kimliği programın en vurucu temalarından biriydi. Sanatçının yazdığı her satırın ve çektiği her sahnenin, aslında susturulmak istenen kitlelerin sesi olma iddiası taşıdığı anlatıldı. Bedel ödemekten bir an bile geri durmayan bu duruşun, onu bir "efsane" haline getiren temel taş olduğu belirtildi. Onun sanatı, zorluklar karşısında eğilmeyen bir iradenin dışavurumu olarak nitelendirilirken, Siverekli hemşehrileri bu dik duruşun kendi topraklarının karakterini yansıttığını ifade ettiler.

“Bugün burada sadece geçmişe bakmak için değil, Yılmaz Güney’in hâlâ süren adaletsizliklere karşı söz söyleme cesaretini hatırlamak için toplandık. O, karanlığı anlatırken bile umudu sahnenin bir köşesinde gizli tutmayı başaran eşsiz bir dehaydı. Karakterleri yenilse de, düşse de insanlıklarını asla kaybetmezlerdi. Onun mirası sadece sinema perdelerinde değil, mücadele eden herkesin kalbinde yaşıyor. Siverek Kültür ve Sanat Derneği olarak diyoruz ki; bazı insanlar ölmez, çünkü onların hikâyeleri toplumun kalbinde akmaya devam eder. Em Yılmaz Güney ji bîr nakin! Ma Yılmaz Güney xûvîra nêkenê! Bizler vefalı Siverekliler olarak Çirkin Kral’ımızı asla unutmayacağız!”

Üç Dilde Vefa: Unutmayacağız!

Anma töreninin finalinde, Siverek’in çok kültürlü yapısını yansıtan duygusal bir kapanış gerçekleştirildi. Katılımcılar hep bir ağızdan "Em Yılmaz Güney ji bîr nakin!", "Ma Yılmaz Güney xûvîra nêkenê!" ve "Yılmaz Güney’i unutmayacağız!" diyerek usta sanatçıya olan bağlılıklarını dile getirdiler. Bu üç dilli haykırış, Güney’in evrensel dilinin kendi köklerinde ne kadar derinlere ulaştığını kanıtladı. Tören, Yılmaz Güney’in doğum gününü kutlarken onun ölümsüz hikâyesinin gelecek nesillere aktarılması sözüyle sona erdi. İstanbul Siverek Kültür Derneği’nin bu organizasyonu, kültürel mirasa sahip çıkma noktasında takdir toplayan bir etkinlik olarak hafızalara kazındı.Haber Feyzi DONAN

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER