Bir Şehrin Kimlik Arayışı ve Şiddetin Anatomisi
Siverek, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, kadim bir kültürün ve bir arada yaşama geleneğinin temsilcisi olmuş bir coğrafyadır. Ancak son yıllarda yaşanan olaylar, bu köklü mirasın üzerine şiddetin karanlık gölgesini düşürmektedir. Gazeteci Mustafa Emir Uzun’un büyük yankı uyandıran makalesinde belirttiği gibi; bir şehir yaşadığı acılarla değil, o acılara verdiği tepkilerle ve çıkardığı derslerle anılmalıdır. Okul koridorlarında yankılanan silah sesleri ve dökülen kan, aslında sadece o günün bir sonucu değil; yıllardır halının altına süpürülen, görmezden gelinen yapısal sorunların birer dışavurumudur. Siverek’in bugün geldiği nokta, tesadüflerle değil, uzun süredir işleyen toplumsal bir erozyonla açıklanabilir.
Mafyavari Siyaset ve Değerlerinden Kopan Gençlik
Uzun’un analizinde en dikkat çekici noktalardan birini, yerel siyasetçilerin ve sözde kanaat önderlerinin sergilediği tutumlar oluşturuyor. Sokakta, pazarda ve köylerde hukukun üstünlüğü yerine "mafyavari" bir profil çizen figürlerin, gençler için nasıl tehlikeli birer rol modele dönüştüğü açıkça ifade ediliyor. Aile bağlarının zayıfladığı, eğitimin nitelik kaybettiği ve sosyal faaliyetlerin yetersiz kaldığı bir ortamda; gençler kontrolsüz dijital içeriklerin ve şiddet kültürünün kucağına itiliyor. İnternet kafelerde amaçsızca sabahlayan, bir hedefi ve yönü olmayan nesillerin, film sahnelerini aratmayan bu tür vahşi eylemlere yönelmesi, sosyal çöküşün en somut alarmıdır.
Feodal Yapı ve Silahlanmanın Gölgesinde Bir Yaşam
İlçede uzun yıllardır çözülemeyen feodal yapı, güç zehirlenmesi ve beraberinde getirdiği korku iklimi, Siverek’in gelişiminin önündeki en büyük engel olarak duruyor. Silahın bu kadar yaygın olması, köylerin cephaneliğe dönüşmesi ve koruculuk sisteminin tartışmalı etkileri, şiddeti adeta gündelik hayatın sıradan bir parçası haline getiriyor. Mustafa Emir Uzun, Siverek dendiğinde akla tarih, kültür ve üretim gelmesi gerekirken; arazi kavgaları, kan davaları ve tefeciliğin konuşulmasının yarınlarımızı ipotek altına aldığını vurguluyor. Bu güvensiz ortamdan kaçan eğitimli ve vizyon sahibi aileler, geride sorunlarla baş başa kalmış, kırılgan bir yapı bırakıyor.
Gerçeklerle Yüzleşme: Çözüm İçin Ortak Akıl Şart
Peki, bu karanlık tablodan çıkış yolu nedir? Uzun’a göre ilk adım, sorunları halının altına süpürmek yerine gerçeklerle açıkça yüzleşmektir. Siverek’in farklı kesimlerinin siyasi rant kavgalarını bir kenara bırakarak aynı masa etrafında, ortak bir hedef için buluşması artık bir zorunluluktur. Aşiretler arası nefretin ve cehaletin kol gezdiği bir ortamda, cehaletle mücadele etmek en öncelikli devlet politikası haline getirilmelidir. Siyasi aktörlerin, ağavari tavırlarıyla gençlere kötü örnek olmaktan vazgeçmeleri ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir düzenin tesis edilmesi için samimi bir irade ortaya koymaları beklenmektedir.
Mustafa Emir Uzun “Siverek’te acilen her alanda eğitim yeniden merkeze alınmalı; gençler spora, sanata, kültürel faaliyetlere ve dini değerlere yönlendirilmelidir. Aile yapısını güçlendiren sosyal politikalar hayata geçirilmeli, adliye koridorlarında hukukun üstünlüğü konusunda kimsenin şüphe duymadığı bir düzen tesis edilmelidir. Devam eden arazi anlaşmazlıkları ivedilikle sonuçlandırılmalıdır. Yeter ki sorunların adı doğru konulsun ve çözüm için samimi bir irade ortaya konsun. Siverek, kaderine razı olacak bir yer değil; bu topraklar geçmişteki direnciyle yeniden ayağa kalkabilecek güce sahiptir. Çünkü Siverek şiddetle değil, medeniyetle anılmayı hak ediyor.”
İl Olma Meselesi ve Yeni Bir Vizyon İhtiyacı
Siverek kamuoyunda sıkça tartışılan "il olma" konusu da makalede rasyonel bir perspektifle ele alınıyor. İl olmanın tek başına sihirli bir çözüm olmadığını belirten Mustafa Emir Uzun, bu statü değişiminin ancak doğru planlama, güçlü idari yapı ve sıkı bir denetim mekanizmasıyla anlam kazanacağını ifade ediyor. İl olma statüsü, ilçeye yeni bir vizyon kazandırabilir; kurumsallaşma ve yatırım açısından yeni bir sayfa açabilir ancak bu değişim zihniyet dönüşümüyle desteklenmelidir. Siverek’in kendi memleketinde yabancılaşan insanlarını geri kazanması ve güven duygusunu yeniden inşa etmesi için idari yapının güçlendirilmesi kaçınılmazdır.
Sonuç: İradeli Bir Adım Atılacak mı?
16 kişinin yaralandığı ve bir gencin intiharıyla sonuçlanan bu facia, bir sistemin iflasını temsil etmektedir. Uzun, makalesinin sonunda bu vahim olaydan ders çıkaracak iradeli bir gücün eksikliğine dair endişelerini dile getirse de, Siverek’in küllerinden doğma kapasitesine olan inancını koruyor. Şehrin geleceğini kurtarmak için sadece polisiye önlemler değil; sosyolojik, kültürel ve ekonomik bir seferberlik başlatılması gerekiyor. Siverekli vatandaşlar artık şiddet haberleriyle sarsılmak yerine, çocuklarının güven içinde eğitim aldığı, adaletin herkes için eşit işlediği bir kentte yaşamak istiyor. Artık lafın bittiği, somut ve samimi eylemlerin başlaması gereken kritik eşikteyiz. Haber Feyzi DONAN
Mustafa Emir Uzun Kaleme Aldığı Makalesinin Tam Metni
Siverek: Sorunun Adını Koymadan Çözüm Gelmez
Bazen bir şehir, yaşadığı acılarla değil; o acılara verdiği tepkilerle anılır. Ne yazık ki , son yaşanan okul saldırısıyla bir kez daha kan ve gözyaşıyla gündeme geldi. Oysa bu kadim ilçe, medeniyetin, kültürün ve bir arada yaşama geleneğinin temsilcisi olmalıydı.
Ama gelinen noktada kendimize şu soruyu sormadan edemiyoruz: Bu tablo tesadüf mü?
Yıllardır gençleri değerlerinden koparan bir süreç işliyor. İlçenin yerel siyasileri, sözde kanaat önderleri sokakta, pazarda, köyde mafya vari şekilde yürüyorsa sonuç kaçınılmaz olur.
Aile bağlarının zayıfladığı, eğitimin ikinci plana itildiği, sporun ve sanatın yeterince desteklenmediği bir ortamda; gençler boşlukta bırakıldı. Bu boşluk ise şiddet içerikli yayınlar, kontrolsüz dijital içerikler ve amaçsız geçirilen zamanlarla dolduruldu. İnternet kafelerde sabahlayan, yönsüz büyüyen bir nesil ortaya çıktı.
Ve sonuç… Okuldan neden uzaklaştırıldığı bile net olmayan bir gencin, bir eğitim yuvasını hedef alması. Öğretmen, öğrenci demeden önüne gelene ateş açması…
Tam 16 yaralı ve intihar.
Tıpkı filmlerde gördüğümüz sahnelerin gerçeğe dönüşmesi.
Bu sadece bir güvenlik sorunu değildir. Bu; sosyal, kültürel ve yapısal bir çöküşün alarmıdır.
Siverek’te uzun yıllardır konuşulan ama çözülemeyen başlıklar var: Feodal yapı, güç zehirlenmesi, korku iklimi…
İlçede silahın bu kadar yaygın olması, köylerin adeta birer cephanelik gibi olması, koruculuk sisteminin tartışmalı etkileri… Bunların hepsi bir bütünün parçaları.
Bugün Siverek denildiğinde akla gelmesi gereken; tarih, kültür ve üretim olmalıydı. Ancak ne yazık ki arazi kavgaları, kan davaları, tefecilik ve şiddet olayları daha çok konuşuluyor. Bu algı, sadece bugünü değil yarını da ipotek altına alıyor.
Daha da acısı, bu ortamdan ilk kaçanlar; eğitimli, kültürlü ve geleceğe dair umudu olan aileler oluyor. Geriye ise sorunlarla baş başa kalan bir yapı kalıyor. İnsanlar kendi memleketinde kendini güvende hissetmiyorsa, orada ciddi bir kırılma var demektir.
Peki çözüm ne?
Öncelikle gerçeklerle yüzleşmek. Sorunu halının altına süpürmek yerine açıkça konuşmak gerekiyor. Siverek’in ortak akla, birlikte hareket etmeye ihtiyacı var. Yıllardır bir masa etrafında buluşamayan kesimlerin artık aynı hedefte birleşmesi şart. Siyasi aktörlere ağa vari hareketleriyle gençlere kötü örnek olduklarını anlatılmalıdır. Tüm aşiretler karşılıklı nefret içinde. Hepsinin temelinde siyasi rant kavgası var. Cehaletin kol gezdiği kalabalık bir topluluktan söz ediyorum. Cehaletle mücadele edilmelidir.
Siverekte acilen her alanda Eğitim yeniden merkeze alınmalı. Gençler spora, sanata, kültürel faaliyetlere dini değerlere yönlendirilmeli. Aile yapısını güçlendiren sosyal politikalar hayata geçirilmeli. Adliye koridorunda Hukukun üstünlüğü konusunda ise kimsenin şüphe duymadığı bir düzen tesis edilmeli. Devam eden arazi anlaşmasızlıklar sonuçlandırılmalıdır.
Ve belki de en çok tartışılan konu: Siverek’in il olması meselesi…
İl olmak tek başına sihirli bir çözüm değildir. Ancak doğru planlama, güçlü idari yapı ve kaynak yönetimiyle birlikte değerlendirildiğinde; bu statü değişimi ilçeye yeni bir vizyon kazandırabilir. Kurumsallaşma, denetim ve yatırım açısından yeni bir sayfa açabilir.
Siverek, kaderine razı olacak bir yer değil.
Bu topraklar, geçmişte nasıl direnç ve dayanışma gösterdiyse; bugün de yeniden ayağa kalkabilecek güce sahip.
Yeter ki sorunların adı doğru konulsun ve çözüm için samimi bir irade ortaya konsun.
Çünkü Siverek, şiddetle değil; medeniyetle anılmayı hak ediyor.
Siverek ilçesinde yaşanan vahim olaydan ders çıkartacak iradeli kimse varmı ne yazık ki göremiyorum...