Unutulmaya Yüz Tutan Bir Zanaatın İzinde
Türkiye Muhtarlar Sendikası Genel Başkanı Selami Aykut 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün o vakur ruhunu en derinden hissetmek amacıyla rotamızı Zonguldak’ın tarih kokan ilçesi Devrek’e çevirdik. Sendikamızın Genel Sekreteri Mustafa Taşçı ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu anlamlı yolculukta, sıradan bir kutlamanın ötesine geçerek emeğin en saf, en dokunulabilir haline tanıklık etmeyi hedefledik. Durağımız, 1960 yılından beri aralıksız tüten ocağıyla, sadece bakırı değil adeta zamanı da kalaylayan merhum Saffet Göktepe Usta’nın mütevazı ama bir o kadar da heybetli atölyesi oldu. Bu atölye, modern dünyanın hızı karşısında sabrın ve sadakatin sarsılmaz bir kalesi gibi bizi karşıladı.

Babadan Oğula Geçen Ateşin Mirası
Ziyaretimiz sırasında, bayrağı babasından devralarak bu zorlu mesleği büyük bir onurla sürdüren Rıfat Usta ile bir araya gelme fırsatı bulduk. Rıfat Usta, ocağın başında geçen bir ömrün hatıralarını bizlerle paylaşırken, kalaycılığın sadece bir metal parlatma işi değil, aynı zamanda ateşle verilen bir terbiye sanatı olduğunu gözler önüne serdi. Ateşin harlı sıcaklığına karşı gösterilen sabır, çekiç seslerinin ritmiyle birleşerek bir zanaatın nasıl bir hayat tarzına dönüştüğünü anlattı. Ustalığın, babadan oğula sadece bir teknik beceri olarak değil, aynı zamanda sarsılmaz bir etik değer ve çalışma disiplini olarak aktarıldığına bu atölyede bizzat şahitlik ettik.
Sabır ve Emekle Yoğrulan Kalaycılık Sanatı
Kalaycılık, tarihin derinliklerinden süzülüp gelen, bakırın mutfaklardaki hakimiyetini koruyan en önemli köprülerden biridir. Rıfat Usta’dan dinlediğimiz teknik detaylar; bakırın nasıl temizlendiği, kalayın ateşle nasıl bütünleştiği ve o eşsiz parlaklığın nasıl elde edildiği gibi süreçler, el emeğinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Her bir dokunuşta binlerce yıllık bir geleneğin izi vardı. Emekçinin alın teri, kor ateşin sıcaklığıyla birleşerek bakıra sadece parlaklık değil, aynı zamanda bir ruh katıyordu. Bu sanat, seri üretimin ruhsuzluğuna karşı, her parçada ayrı bir hikaye barındıran insan emeğinin zaferi gibiydi.

Esnaf Ziyaretinden Öte Bir Vefa Borcu
Bu ziyaret bizim için protokol kurallarının çok ötesinde, derin bir anlam taşıyordu. 1 Mayıs’ın sadece meydanlarda değil, emeğin üretim merkezlerinde, alın terinin döküldüğü o dar sokaklardaki atölyelerde kutlanması gerektiğine inanıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu buluşma, toplumun temel taşı olan zanaatkarlarımıza, kültürel mirasımızın bekçilerine duyduğumuz vefanın küçük ama samimi bir nişanesiydi. Alın teriyle yoğrulmuş her işin, medeniyetimizin harcında bir tuğla olduğu bilinciyle, bu kadim kültürün yaşatılmasının ne denli hayati olduğunu yerinde gözlemledik. Emek mirası, ancak hatırlandığında ve değer gördüğünde geleceğe taşınabilirdi.
Genel Başkan’dan Emek ve Minnet Mesajı
Ziyaretimizin sonunda, bu anlamlı buluşmanın bizde bıraktığı derin izleri ve emeğe olan bakış açımızı şu sözlerle özetledik: “Başta bu ocağı tüttüren merhum Saffet Göktepe Usta olmak üzere, tüm emekçilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Rıfat Usta gibi zanaatkarlarımız, sadece bir kap kalaylamıyor, aynı zamanda bizim kaybolmaya yüz tutan kimliğimizi ve kültürel mirasımızı da ayakta tutuyorlar. 1 Mayıs’ın ruhu, işte bu atölyedeki alın terinde saklıdır. Kendisine bu kıymetli geleneği tüm zorluklara rağmen yaşattığı için gönülden teşekkür ediyoruz.”

Emeğin Kıymeti ve Gelecek Kuşaklara Çağrı
Devrek’teki bu mütevazı atölyeden ayrılırken, zihnimizde çekiç sesleri ve kalayın o gümüşi parıltısı kaldı. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün ruhu, bir kez daha gösterdi ki; gerçek değer, dürüstlükle ve sabırla üretilen işin içindedir. Rıfat Usta’nın ocağı tütmeye devam ettikçe, sadece kalaycılık sanatı değil, insana ve emeğe olan saygımız da yaşayacaktır. Tüm toplumumuza, yanından geçtiğimiz o küçük dükkanlardaki devasa emeklere dikkat etmeleri ve bu ustaları geleceğe taşımaları için bir çağrıda bulunuyoruz.Haber Feyzi DONAN