Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC), Türkiye'nin en hassas konularından birini uluslararası bir platforma taşıyarak tarihi bir adıma imza attı. İlk olarak 2025 yılı Ekim ayında Diyarbakır'da temelleri atılan "Barış Süreçlerinde Basın ve Medya’nın Rolü" paneller serisi, bu kez sınırları aşarak "Barış Süreçlerinde Basının Hafızası: Avrupa’dan Bakış" başlığıyla İsveç'in başkenti Stockholm'de başladı. Kentin prestijli mekanlarından Westmanske Palatset Konferans Salonu'nda yoğun bir katılımla başlayan etkinlik, barış gazeteciliği kavramını Avrupa kamuoyunun merkezine yerleştirdi.
Diyarbakır'dan Stockholm'e Uzanan Barış Köprüsü
Panelin açılış konuşmasını yapan GGC Başkanı Felat Bozarslan, medyanın toplumsal barışın inşasındaki rolüne dair çarpıcı bir çerçeve çizdi. Gazetecilerin sadece birer haberci değil, aynı zamanda toplumun hafıza merkezleri olduğunu vurgulayan Bozarslan, 40 yıldır devam eden çatışma ortamının geride sadece acı, gözyaşı ve onarılması zor yıkımlar bıraktığını hatırlattı. Bozarslan, silahların ve mermilerin çözemediği sorunların çözüm anahtarının, kutuplaştırıcı dilden arındırılmış ortak bir iletişim dilinde yattığını belirtti.
Bozarslan: "Mikrofonlar Ya Köprü Kurar Ya Duvar Örer"
Konuşmasında medyanın kullandığı dilin, toplumsal barış üzerindeki yapıcı ya da yıkıcı etkisine dikkat çeken Bozarslan, gazetecilere tarihsel bir sorumluluk yükledi. Yıllarca bölgede kullanılan sert ve kirli dilin, barışın sesini bastırarak çatışmanın sesini büyüttüğünü ifade eden Bozarslan, bu döngüyü kırmanın bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. Bozarslan'ın şu sözleri, panelin ana fikrini özetler nitelikteydi:
"Savaş en çok gerçeği öldürür. Bizler sadece savaşın tanıkları olmak istemiyoruz; kalemimizle onurlu ve kalıcı bir barışın mimarları olmak, yaşamın sesini duyurmak istiyoruz. Yıllarca Türk anneleri de Kürt anneleri de aynı acıyla ağladı. Aynı türküyle hüzünlenen halkların kaderi düşmanlık olmamalıdır. Bu yüzden çözüm süreci siyasi bir tercih değil, insani bir zorunluluktur."Sessizliğin Getirdiği Umut ve Diasporaya Çağrı
Bozarslan, konuşmasında son iki yıldır bölgede silahların susmasının yarattığı olumlu atmosfere de dikkat çekti. "İki yıldır coğrafyamızda kan dökülmüyor, insanlar ölmüyor, silah ve bomba sesi duymuyoruz," diyerek bu sükunet ortamının bölgeye her yıl binlerce insanın gelmesini sağladığını ve yeni bir umut yeşerttiğini belirtti. Bu noktada Avrupa'da yaşayan Kürt gazetecilere özel bir çağrıda bulunan Bozarslan, "Sizler uzaktan izleyen insanlar değilsiniz. Sizler bu halkın hafızası, acısı ve umudusunuz. Burada söylenen her barış sözü, Amed’de bir annenin yüreğine ulaşıyor," diyerek onları bu sürecin aktif bir parçası olmaya davet etti.
Üç Aşamalı Oturumlarla Derinlemesine Analiz
GGC'nin titiz organizasyonuyla düzenlenen panel, barış gazeteciliğini farklı boyutlarıyla ele alan üç ana oturumdan oluşuyor. Panelin ilk oturumunda, DEM Parti Milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Cengiz Çiçek, "Güncel Sürece Genel Bakış" başlığı altında Türkiye'deki barış sürecinin mevcut durumunu ve geleceğini değerlendirdi. İkinci oturumda ise Gazeteci Mahmut Bozarslan'ın moderatörlüğünde Fehim Işık, Alişir Delek, Nevzat Çiçek ve Namık Durukan gibi deneyimli isimler, medyanın geçmiş süreçlerdeki sınavını ve sahadaki tanıklıklarını masaya yatırdı.
Nihai Hedef: Ortak Akıl ve Kalıcı Diyalog
Panelin üçüncü ve son oturumu, "Avrupa’dan Bakış: Diasporanın Perspektifi" başlığı altında, Gazeteci Fehim Işık'ın moderatörlüğünde ve Mälardalen Üniversitesi'nden Doç. Dr. Osman Aytar'ın katılımıyla gerçekleştirilecek. Bu oturumda, Avrupa kamuoyunun sürece bakışı ve diaspora hafızasının barış süreçlerindeki rolü tartışılacak. Panelin sonunda ise tüm konuşmacıların ve katılımcı gazetecilerin yer alacağı bir forum ile ortak bir akıl ve kalıcı bir diyalog zemini oluşturulması hedefleniyor. Bu etkinlik, sadece bir gün süren bir panel olmanın ötesinde, barışa giden yolda medyanın rolünü yeniden tanımlama çabasının önemli bir durağı olarak kayıtlara geçti. Haber Feyzi DONAN