Toplumun İçinde Büyüyen Sessiz Kriz
Gazetemiz ve internet sitemizin köşe yazarı Arzu Kılıç Dağbakan, kaleme aldığı “Işığı Sönen Evler” başlıklı makalesinde, son yıllarda giderek büyüyen bağımlılık tehlikesine dikkat çekti. Dağbakan, şehir merkezlerinden köy meydanlarına kadar toplumun her kesimini etkileyen bu karanlık sorunun artık bireysel değil, memleket meselesi haline geldiğini vurguladı. Makalesinde, toplumun büyük bir kısmının bu gerçeği bildiğini ancak yüksek sesle konuşmaktan çekindiğini ifade eden Dağbakan, sessizliğin sorunu daha da büyüttüğüne işaret etti.
Ailelerin En Büyük Yanılgısı
Makalede özellikle ailelerin yaklaşımına dikkat çeken Dağbakan, “Benim çocuğum yapmaz” anlayışının en tehlikeli savunma mekanizması olduğunu belirtti. Gençlerde görülen ani davranış değişiklikleri, içe kapanma, huzursuzluk ve gözlerdeki yaşam enerjisinin kaybolmasının çoğu zaman basit bir ergenlik süreci olarak değerlendirildiğini aktardı. Ancak bu görmezden gelme halinin, bağımlılık batağına sürüklenen gençler için süreci daha da ağırlaştırdığına dikkat çekildi.
Sadece Operasyonlarla Çözüm Mümkün mü?
Arzu Kılıç Dağbakan, güvenlik güçlerinin yürüttüğü operasyonların önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Sokaklardan zehir tacirleri temizlense bile, gençlerin iç dünyasındaki boşluğun doldurulması gerektiğini belirten Dağbakan, umutsuzluk, işsizlik ve gelecek kaygısının gençleri karanlığa ittiğini ifade etti. Özellikle hayal kuramayan, geleceğine dair umut taşımayan gençlerin zararlı alışkanlıklara daha açık hale geldiğini belirterek, meselenin sosyal boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Mahalle Kültürü ve Toplumsal Dayanışma
Makalede çözüm önerileri de sıralandı. Dağbakan, bir genci yalnızca polisiye bir vaka olarak değil, kurtarılması gereken bir hayat olarak görmek gerektiğini ifade etti. Mahalle kültürünün yeniden canlandırılmasının önemine değinerek, komşuluk bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Eskiden sokaktaki her çocuğun tüm mahallenin emaneti olarak görüldüğünü hatırlatan Dağbakan, bugün de aynı dayanışma ruhuna ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Spor, Sanat ve Üretimle Gençlere Umut
Gençlerin boş zamanlarını verimli geçirebileceği alanların oluşturulmasının önemine vurgu yapan Dağbakan, sadece tabelası olan değil, gerçekten işlevsel gençlik merkezlerinin kurulması gerektiğini kaydetti. Spor, sanat ve üretim odaklı projelerin gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmada büyük rol oynadığını belirten Dağbakan, boş kalan her zihnin risk altında olduğuna dikkat çekti. Gençlerin yeteneklerini keşfedebileceği alanların artırılması gerektiği ifade edildi.
Bir Uyarı Değil, Uyanış Çağrısı
Makalesinin sonunda güçlü bir çağrıda bulunan Arzu Kılıç Dağbakan, bu sözlerin yalnızca bir uyarı değil, toplumsal bir uyanış çağrısı olduğunu vurguladı. Ailelerin, öğretmenlerin, esnafın ve toplumun her bireyinin bu mücadelede sorumluluk taşıdığına dikkat çeken Dağbakan, sessiz kalmanın artık bir seçenek olmadığını belirtti. Gençlerin geleceğini korumak için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini ifade ederek, toplumun ortak hareket etmesinin hayati önem taşıdığını söyledi. Haber Feyzi DONAN