Son yıllarda Türkiye’nin birçok yerinde bağımsız gazetecilik yapmak giderek zorlaştı. Gazeteci, görevini yaparken iktidarda olanları eleştirir, eksikleri gündeme getirir ve daha iyi hizmet sunulmasına katkı sağlar. Ancak maalesef bugün bunu yapmak her geçen gün daha da güçleşiyor.
İşini hakkıyla yapmak isteyen gazeteciler sürekli bir baskı çemberinin içinde kalıyor. Bazı meslektaşlarımız demir parmaklıklar arkasında gün sayarken haksızlık ve zulüm karşısında kalemini dik tutmak isteyenlerin bir kısmı da yaşadıkları yerlerde adeta açık hava hapishanesinde yaşamaya mahkum ediliyor.
Ulusal basında çalışan gazeteciler için durum böyleyken yerel basında, özellikle de bulunduğu ilçede hakkıyla gazetecilik yapmak isteyen arkadaşlarımızın işi çok daha zor.
Bir yanda gazeteciliğin G’sini bilmeyen, elindeki teknoloji harikası telefonlarla karşılaştığı bir olayı fotoğraflayıp kendi sosyal medya hesabından paylaşanlar var. Çoğu zaman doğruluğu teyit edilmemiş bilgilerle yapılan bu paylaşımlar bilgi kirliliğine yol açarken gerçek anlamda haber peşinde koşan, sahada emek veren gazetecilerin işini de zorlaştırıyor.
Yerel gazeteciler birden fazla baskıyla karşı karşıya kalıyor. Bu baskıların, tehditlerin ve şantajların neler olduğunu, gazetecilerin ekmekleriyle nasıl terbiye edilmeye çalışıldığını burada anlatmaya kalksam inanın sayfalar yetmez. Bu baskıları, şantajları ve en önemlisi geçim kaynakları üzerinden kurulan tehditleri ben de defalarca yaşadım.
Bugün sahada gerçek haberin peşinde koşmak, hakkıyla gazetecilik yapmak isteyen meslektaşlarımın yoluna hangi dikenlerin bırakıldığını, ne tür tuzaklarla karşılaştıklarını çok iyi biliyorum. Çünkü kırk yılı aşkın süredir ben de bu dikenli yolda yürümeye çalışıyorum.
Elbette zaman zaman yapmak isteyip de yapamadıklarımız oldu. Çünkü bağımsız olamadık. Yüreğimiz bağımsız olsa da ekonomik ve sosyal baskılar nedeniyle birçok kez bağımsız gazetecilik yapmanın gereklerini yerine getiremedik. Uğruna gazetecilik yaptığımız halkın bazı kesimlerine, sivil toplum kuruluşlarına ve derneklere gerektiği kadar yer veremediğimiz, sorunlarını yeterince gündeme taşıyamadığımız zamanlar oldu.
Peki, bizden bağımsız gazetecilik bekleyenler, bağımsız gazeteciliğin ayakta kalması için ne yaptı?
İşte asıl sorgulamamız gereken meselelerden biri bu. Sürekli bağımsızlık ve tarafsızlık söylemini dile getirenler, ilçede gazetecilik yapmaya çalışan yerel basın kuruluşlarının ekonomik olarak ayakta kalabilmesi için neden elini taşın altına koymuyor?
Gazeteciden her koşulda doğruyu yazmasını, kimseye boyun eğmemesini ve hiçbir gücün etkisinde kalmamasını bekliyoruz. Peki, bu gazetecinin haber sitesinin giderlerini, ekipmanını, internet ve sunucu masraflarını, saha çalışmalarını ve emeğinin karşılığını kim karşılayacak?
Bir haber sitesinin ayakta kalması yalnızca haber yayımlamakla mümkün değil. Bunun ciddi bir ekonomik maliyeti var. Haber sitelerimizin giderlerini bugüne kadar çoğu zaman kendi cebimizden karşıladık. Haber için harcadığımız zamanı, emeği ve parayı da kendi imkanlarımızla karşılamak zorunda kaldık.
Burada özellikle Siverek halkına, esnafına, iş dünyasına, derneklerine ve sivil toplum kuruluşlarına seslenmek istiyorum: Bağımsız gazetecilik isteyenler, bu gazeteciliği yapanların ekonomik olarak ayakta kalması için neden destek olmuyor?
Neden gazetecinin yalnızca eleştiri yaptığı zaman yanında durulmasını bekliyor, ama onun mesleğini sürdürebilmesi için gereken koşullar söz konusu olduğunda sessiz kalıyor?
Gazetecinin ekonomik desteğe ihtiyacı olduğunu söylemek, onun kalemini satın almak anlamına gelmez. Bir gazeteye veya haber sitesine reklam vermek, abonelik oluşturmak ya da imkanlar ölçüsünde maddi katkı sunmak, yayın politikasına müdahale etmek değildir.
Önemli olan bu desteğin şeffaf olması ve gazetecinin editoryal bağımsızlığını korumasıdır.
Avrupa’da da yerel gazeteciliğin ekonomik sürdürülebilirliği için farklı modeller uygulanıyor. Avrupa Gazeteciler Federasyonu, 2024 yılında yayımladığı değerlendirmede abonelik, okur üyeliği, reklam, kitlesel fonlama ve bağış gibi gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.
Avrupa Birliği’nin 2024 tarihli haber medyasının finansmanına ilişkin araştırmasında ise yerel ve bölgesel basının desteklenmesi, kamu kaynaklarının adil ve şeffaf dağıtılması gibi konular ele alınıyor.
Elbette Avrupa’daki modellerin tamamını Siverek’te uygulamak zorunda değiliz. Ancak buradan çıkaracağımız önemli bir ders var: Yerel gazetecilik yalnızca gazetecinin sırtına yüklenebilecek bir sorumluluk değildir. Okurun, esnafın, iş dünyasının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel toplumun da bu yapının yaşamasında sorumluluğu vardır.
Gazeteciyi bugün alkışlayıp yarın eleştirmek kolaydır. İşinize geldiğinde övgüler yağdırdığınız, haberinden veya eleştirisinden rahatsız olduğunuzda ise baskı altına almaya çalıştığınız meslektaşlarımızdan nasıl bağımsız ve tarafsız gazetecilik yapmasını bekliyorsunuz? Bir yandan özgür basın istiyor, diğer yandan o basının yaşaması için hiçbir katkıda bulunmuyorsanız burada ciddi bir çelişki yok mu?
Çağımızda gelişen teknoloji ve yapay zeka sayesinde gazetecilikte bazı işler kolaylaşsa da mesleğin maddi ve manevi yükü ortadan kalkmış değil. Aksine, dijital yayıncılığın gerektirdiği teknik altyapı ve sürekli çalışma, yerel haber siteleri için yeni maliyetler oluşturuyor. Buna rağmen çoğu zaman yalnız kaldık.
Sahada emek veren gazetecilerin fedakarlıkları, halkın ve toplumun desteği olmadan bir yere kadar devam edebilir. Yerel haber sitelerinin gerçek anlamda güçlü, güvenilir ve bağımsız yayın organları olmasını istiyorsak onlara yalnızca eleştiri yöneltmekle yetinmemeliyiz. Okuyarak, paylaşarak, abone olarak, reklam vererek veya imkanlarımız ölçüsünde destek sağlayarak bu kuruluşların yaşamasına katkıda bulunmalıyız.
Siverek halkına özellikle seslenmek istiyorum: İnanın, bu fedakarlıkların önemli bir bölümü sizin için yapılıyor. Sizden beklentimiz, ilçenizin sorunlarını gündeme taşıyan, gelişmeleri takip eden ve kamuoyunu bilgilendiren yerel haber sitelerinize sahip çıkmanızdır.
Gazetecilik, doktorluk gibi günün birinde hepimizin ihtiyaç duyabileceği bir meslektir. Bugün önemsemediğiniz bir haber, yarın sizin veya bir yakınınızın hayatını ilgilendiren hayati bir mesele olabilir. O gün kapısını çalacağınız, sesinizi duyurmasını bekleyeceğiniz bir yerel basının bugün de ayakta kalması gerektiğini unutmayın.
Amacım kimseyi yermek, kırmak veya hedef göstermek değil. Yalnızca yıllardır içimde birikenleri, mesleğin içinde yaşadıklarımı ve gördüğüm gerçekleri dile getirmek istedim.
Bu meslek uğruna emek veren, tüm zorluklara rağmen sahada haber peşinde koşan, kalemini ve meslek onurunu korumaya çalışan bütün meslektaşlarımı yürekten kutluyorum.
0 kez okundu